Anasayfa » Et ve İnsan Sağlığı » Et İthalatı Çözüm Olur Mu?

Et İthalatı Çözüm Olur Mu?

Et fiyatlarında kontrol edilemeyen yükselme uzun zamandır gündemi meşgul etmekteydi. Kırmızı et fiyatı ile ilgili tartışma ithalat kararı ile sonuçlandı. Hükümet, Et ve Balık Kurumu’na kırmızı et ve canlı hayvan ithalatı için yetki verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gazetecilere yaptığı açıklamaya göre, ithalat Avrupa Birliği’nden yapılacaktır. Yıllardan beri deli dana hastalığı nedeniyle ithalatın yapılmadığı Avrupa Birliği’ne böylece kapılar açılmış olacak. Bu yeni durum Deli Dana riskinin hala sürdüğünü dikkate alındığında konunun bir kez daha düşünülmesi  gerektiğini ortaya koymuştur. Deli Dana Hastalığın AB ülkeleri dışında Kanada gibi başka ülkelerde görülmeye devam ederken, et ve canlı hayvan ithalatı hazırlığı yapılmaktadır. Kotalar yeniden düzenlenmiş, bazı firmaların ithalatla ilgili hazırlıklarını tamamladığı ve son aşamaya gelindiği haberleri alınmıştır. Bugünün şartlarında et ve canlı hayvan ithalatı halkın sağlığını riske sokmak, zaten zor durumda olan hayvancılığımıza öldürücü darbeyi vurmaktır. Konuyu sürekli gündemde tutmak ise yetiştiriciyi sürekli sıkıntı ve korku içerisinde yaşatmak, üretimden caydırmak demektir. Kesinlikle bu sevdadan vazgeçilmeli, ithalat yapıldığı takdirde hangi firmaların ithalat yaptığı ve ithal et kullandığı kamuoyuna açıklanmalıdır.

Et veya canlı hayvan ithalatının başlaması iç piyasada yükselen kırmızı et fiyatını belki düşürecektir.Et fiyatının düşmesi ilk bakışta önemli bir adım olarak görülebilir. Bundan tüketiciler de memnun olacaktır. Tüketiciyi kısa vadede memnun edecek et ithalatı hayvancılık sektörüne çok büyük darbe vurabilir.Türkiye’nin hayvan varlığı azalacağı için  bir süre sonra et fiyatı bugünden daha da yüksek olacaktır. Yeniden ithalat gündeme gelecek. Bu kısır döngüde bir de bakmışsınız ki, Türkiye, sadece et ve canlı hayvan değil, et ve et ürünlerini, süt ve süt ürünlerini ithal etmek zorunda kalacak. Hayvancılıkta tamamen dışa bağımlı olacak. Yerli üretim bitecektir.

Buna benzer bir süreç 1980’li yılların başında Turgut Özal döneminde yaşandı. O dönemde de sadece hayvancılıkta değil, tarımın pek çok alanında yerli üretim ithalatla terbiye edilme anlayışı benimsendi. Bir çok ürüne kapılar açıldı. Canlı hayvan, et, peynir ve diğer hayvansal ürünler ithal edildi.Yapılan ithalatla Türkiye’de hayvancılık sektörü çöktü. Sonraki yıllarda pek çok destek paketi açılmasına rağmen hayvancılıkta istenen üretim ve verim düzeyine ulaşılamadı. Doğu ve Güneydoğu’da terörün de etkisi ile hayvancılık ikinci kez darbe yedi.

Yerli üretim yeterli olmayınca, 1980 öncesinde canlı hayvan ihraç eden, et ihraç eden Türkiye, ithalatçı oldu. Aynı dönemde sektörde piyasayı düzenleyici iki kuruluş olan Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) ile Et ve Balık Kurumu (EBK)’nun özelleştirilmesi hayvancılıkta geri dönülmez bir çöküşe neden oldu.

Daha sonraki yıllarda da dönem dönem ithalat sürdü.Yapılan her ithalat sektörü geriletti. Türkiye, dünyanın en pahalı etini tüketmeye mahkum edildi.

İthalat politikası verilere yansıdı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 1989’da 55 milyon 589 bin olan küçükbaş(koyun-keçi) hayvan varlığı 2008’de 29 milyon 568 bin başa geriledi. Büyük baş hayvan varlığı ise aynı dönemde 12 milyon 173 bin baştan 10 milyon 859 bin başa geriledi. 2009 sonu itibariyle küçükbaş hayvan varlığının 25 milyona, sığır varlığının ise, 10 milyon başın altına gerilediği tahmin ediliyor.

Kırmızı et üretimi ise 1989 – 2008 döneminde 544 bin tondan 482 bin tona geriledi.Hayvan varlığının azalması ve buna bağlı olarak et üretiminin düşmesi sonucunda et fiyatı yükseldi.

Yıllardır sınırlardan ülkeye kaçak et ve canlı hayvan girmektedir. Hükümet kaçakçılığı önleyememektedir. Yine yıllardan beri çok konuşulmasına rağmen sağlıklı bir kayıt sistemi oluşturulamadı. Var olan kayıt sistemine Tarım Bakanlığı’nın kendisi bile inanmamaktadır. Bakanlık, Aralık ayından bu yana üç kez hayvan sayımı yaptırdı.

Sonuç olarak, et fiyatındaki artışı durdurmak için et veya hayvan ithal etmek kısa dönemde et fiyatlarını düşürebilir.Şuan hala fiyatlar düşmedi.  Fakat, 2 milyonun üzerindeki besi hayvanlarının da  elden çıkarılmasına ve hayvancılık sektörünün çökmesine neden olur. Özellikle 2007-2008 dönemindeki kuraklığın zararını telafi etmeye çalışan besicilere bazı destekler sağlanarak bu dönem daha az hasarla atlatılabilir. Orta vadede ise hayvan varlığının ve et üretiminin artırılmasından başka çare yoktur.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.