Anasayfa » Özelleştirilen Sağlık Hizmetleri Neden ve Kim İçin Yapılıyor ?

Özelleştirilen Sağlık Hizmetleri Neden ve Kim İçin Yapılıyor ?

Özelleştirme çok çeşitli şekillerde tanımlansa da en basit şekli ile; kamu kurumlarının mülkiyetinin özel sektöre devredilmesidir. Bu tanıma göre sağlıkta özelleştirme denildiğinde ise; kamuya ait sağlık kuruluşlarının kamu dışı gerçek veya tüzel kişilere devri anlaşılmaktadır. Bu devir; tümüyle devir şeklinde olabileceği gibi kısmi şekillerde de olabilir. Sağlık sektöründe kamu sağlık kuruluşlarının bazı yatakların özel kullanıma açılması, kamu kurumlarındaki hekimlerin özel hasta bakması, kamu kurumlarının kimi hizmetleri özel sektörden satın almaya başlaması gibi uygulamalarda özelleştirme uygulaması içine sokulabilir.

Türkiye’de sağlık hizmetlerinin özerleştirilmesi eğilimi yeni bir konu değildir. 1983 yılından itibaren özellikle ANAP Hükümetleri sağlıkta özelleştirme sayılacak uygulamalar yapmış ve bunları savunmuştur.

Günümüzde ise AKP Hükümeti doğrudan veya dolaylı yollardan sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi yolunda uygulamalar yapmış ve bu uygulamaları savunmuştur.

AKP Hükümetinin Hükümet programında; Hastaneler idari ve mali yönden özerkliğe kavuşturulacak, genel sağlık sigortası kurulacak, aile hekimliği uygulaması başlatılacak denmektedir. Bu açıklıkla AKP Hükümetinin sağlık hizmetlerini özelleştirmek istediğinin kanıtıdır. Çünkü; sağlık kuruluşlarının idari ve mali yönden bile özerkleştirilmesi kamunun kendi sağlık kuruluşlarını işletmeyeceği ve işletme yetkisini kendi dışındaki gerçek veya tüzel kişilere devredeceği anlamına gelmektedir. Aile hekimliği ise birinci basamak tedavi hizmetlerinin özelleştirilmesi demektir.

AKP Hükümeti her fırsatta kamunun sağlık hizmeti sunumundan çekilmesi gerektiği yönünde görüş belirtmektedir. Hazırladıkları Kamu Yönetimi Temel İlkeleri Yasasında; Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarını ve sağlık personelini mahalli idarelere devretmek istediklerini belirtmektedirler. Düşündükleri yapılanmada Sağlık Bakanlığının hizmet sunan kurum olmayacağı belirtilmektedir. Bu yaklaşım AKP Hükümetinin sağlık hizmeti sunumundan çekilmek istediğini ve sağlık hizmetlerini tamamen özel sektöre devretmek istediğini göstermektedir. Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarının mahalli idarelere devredilmesi “özelleştirilme değildir” bu “yerinden yönetim” uygulaması diye savunulmak istense de, inandırıcı değildir. Bilindiği gibi yerelleştirme, özelleştirmenin basamağıdır.

AKP Hükümeti “Sağlıkta Dönüşüm Programı”nda; aile hekimliğine geçeceğini, sağlık kuruluşlarının idari ve mali özerkliğe kavuşturulacağını belirtmektedir. Bu program dahilinde bu zamana kadar yaptıklarına bakacak olur isek;

1.Kamu Yönetimi Temel İlkeleri yasası TBMM’de kabul edildi, yasa Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yirmi iki maddesinin Anayasaya  aykırı olduğu belirtilerek TBMM’ne iade edildi. Hazırlanan yasa taslağı Sağlık Bakanlığına ait sağlık kuruluşlarının ve sağlık personelinin mahalli idarelere devrini, Sağlık Bakanlığının sağlık hizmeti sunumundan çekilmesini ön görmekte idi. Bu yasanın Anayasa aykırılığı net olarak ortada olduğundan AKP yasayı yeniden TBMM gündemine getirmeye cesaret edemedi.

2.Eleman temininde güçlük çekilen bölgelerde sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılmasına dair 4924 sayılı kanun yürürlüğe girdi.Bu kanun başlangıçta eleman temininde güçlük çekilen bölgelerde sözleşmeli personel çalışmasını düzenlemek amacıyla çıkarılmış gibi gösterilse de, daha sonra Türkiye’ye genelleştirilmiştir. Böylece sağlık personelinin istihdam modeli değiştirilmiş, güvencesiz, işçide memurda sayılmayan bir statüde çalışmaya mecbur edilmiştir. Sağlık personelinin esas istihdam şeklinin Anayasa’da  belirtildiği gibi  Devlet memurluğu olması gerekirken, sözleşmeli personel denilen yeni bir model başlatılmıştır. Bu değişiklikte AKP’nin sağlık hizmetlerinde özelleştirme hedefinin bir parçasıdır. Böylece devletin sahibi ve temsilcisi devlet memurluğu ortadan kaldırılmaktadır. Sağlık hizmetleri devlet memuru olmayan kişiler tarafından verilen hizmet haline getirilmektedir.

4924 Sayılı yasanın 11. maddesinde ise; açıkça sağlık hizmetlerinin özel sektörden satın alınabileceğini ifade etmektedir. Bu madde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin en açık uygulamasıdır. Bu maddeye istinaden Sağlık Bakanlığına bağlı bir çok sağlık kuruluşu sağlık hizmetlerinin bir kısmını özel sektöre devretmiştir.

3.Aile hekimliği pilot uygulamasına dair 5258 sayılı kanun çıkarıldı ve uygulamaya kondu.Bu kanun pilot uygulamayı başlatmak üzere düzenlenmiş iken genelleştirmekte ve uygulaması yaygınlaştırılmaktadır.

Aile hekimliği uygulaması Dünya Bankası raporlarında da belirtildiği gibi birinci basamak tedavi hizmetlerinin özelleştirilmesinin başlangıcıdır. Böylece AKP Hükümeti birinci basamak tedavi hizmetini kendisine aile hekimi denilen, devlet memuru olmayan hekimlere yani özel sektöre devretmektedir.

4.Özel sağlık kuruluşlarından hizmet almayı kolaylaştırıcı düzenlemeler.AKP Hükümeti bir taraftan Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarını özelleştirmeye yönelik  değişiklikler yapar iken diğer taraftan özel sağlık kuruluşlarına hastaların gidişini kolaylaştıran düzenlemeler yapmaktadır. Böylece sağlık sektöründe hizmet sunumunun tamamen özel sektöre devredilmesi için zemin oluşturmaya çalışmaktadır

5.Kamu hastaneleri birliği kurulmasına dair kanun tasarısı.AKP Hükümeti Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerin özelleştirilmesi için hazırladığı kanun tasarısını TBMM gönderdi. Henüz yasalaşmamış bu tasarıya göre Sağlık Bakanlığının hastaneleri özel yönetimlere devredilecek, Devlet memuru sağlık personeli de sağlık işletmesinin çalışanı haline getirilmektedir.

AKP Hükümetinin sağlık hizmetlerini özelleştirmek istediği ve bu doğrultuda düzenlemeler yaptığı açıktır.

 

NEDEN SAĞLIK HİZMETLERİ ÖZELLEŞTİRİLMEK İSTENMEKTEDİR

Bir çok nedenle özelleştirme ve sağlıkta özelleştirme  savunulmaya çalışılmaktadır.Bunların bazılarına bakacak olursak;

1.Özelleştirmenin demokratik yönetim anlayışın gereği olduğu iddiası

Bu iddiaya göre;Kamu sağlık kuruluşları demokratik bir şekilde yönetilmemektedir.özel sektör yönetimde demokratikleşme sağlayacaktır.Oysa.kamu yönetiminin demokratik olmaması için hiç bir neden yoktur.Eğer demokratik olmayan uygulamalar var ise bunun nedeni kamuyu yönetenlerdir.Buna karşın,tekelleşme eğiliminde olan özel sektörün kar artırmaya dayanan yönetim anlayışı ile demokrasinin bağdaşması mümkün değildir.

2.Özelleştirmenin yönetimde verimlilik sağlayacağı iddiası

Hizmet anlayışı acısından Kamunun yönetim bir sağlık kuruluşu kurar iken karı düşünerek yola çıkmaz.Esas amacı hizmettir.Bazen zarar etse de hizmeti sürdürmek zorunda kalabilir.Buna rağmen zarar ediyor ise orada yöneticilerin sorumluluğu vardır.

Günümüzde kamu kuruluşları zarar ettiği için özelleştirilmemektedir.Hatta kar eden kuruluşlar özelleştirilmektedir.

Özel sektörün sadece verimliliği esas alan yaklaşımı dışsal faydaları engellemektedir.

3.Özelleştirmenin yolsuzlukları önlemenin yolu olduğu iddiası

Bu da doğru olmayan bir iddiadır.Bilinen yolsuzluklar,mafya vari davranışlar,hayali işlemler,vergi ve sigorta prim kaçakcılıgı,kayıt dışı çalışma gibi davranışlar daha çok özel sektörde görülen davranışlardır.Kamuda art niyetli yöneticiler olsa dahi bu tür davranışlar içerisine girmek isteyenler çok çabuk dışlanır.

4.Özelleştirmenin kadro şişkinliğini önlemenin yolu olduğu iddiası

Sağlık sektöründe bu iddiada geçerli değildir.Hatta sağlık personel açığı bilinen ve kabul edilen bir gerçektir.Gereksiz veya fazla personel çalışması gibi bir durum söz konusu değildir.

Bu ve benzeri tüm iddialar geçerli değildir.Özelleştirmeye gerekçe olarak gösterilemez.

Oysa özelleştirmenin oluşturacağı zararlar çok nettir.

 

ÖZELLEŞTİRMENİN OLUMSUZ ETKİLERİ

1.Özelleştirme sendikasızlaştırmadır.Güvencesiz ve kayıt dışı çalışmaya zorlayan bir durumdur.

2.Özelleştirme hizmet üretimini azaltır.Özel sektör insanların ihtiyaçlarına göre değil,kara göre üretim yapmaktadır.Kar azalır ise üretimi kısar.Bu davranış şekli özellikle karın düşük olduğu hizmetlerin üretiminin azalmasına neden olur.

3.Özelleştirme Ülkemizin bölünmesine neden olabilir.Özel sektör karın yüksek olduğu yere yatırım yapar veya hizmet sunmaya devam eder.Karın düşük olduğu yerlerde hizmet sunumu azalır.Bu durumda bölgesel farklılıklar artar.Buna bağlı olarak çatışmalar be bölünmeler olabilir.

4.Özelleştirme bağımlılık demektir.Özelleştirme beraberinde ülkenin işletmelerinin yabancıların eline geçmesi demektir.Bu durum ekonomik bağımlılık demektir.

 

ÖZELLEŞTİRME KİM İÇİN YAPILMAKTADIR

Küresel sermaye bir kez daha bunalıma girmiştir.Bu bunalımı atlatmak için daha çok yayılmak ve yeni pazarlar oluşturmak istemektedir.Bu nedenle merkezi hükümetleri güçlü olan devletleri hedef almakta ve bu devletlerdeki sosyal hizmetlerin kamu tarafından verilmesi uygulamasına son vermek istemektedir.

Bu kapsamda uluslar arası sermayenin küresel amaçları için Türkiye çok önemlidir.Türkiye’nin kendisi başlı başına büyük bir pazardır.Ayrıca içinde bulunduğu coğrafya ve tarihsel bağlantıları önemini daha da artırmaktadır.

Bu nedenle küresel sermaye kamu kuruluşlarını ortadan kaldırarak  kendine dikensiz bir bahçe oluşturmak istemektedir.Kendi hedefleri doğrultusunda kullanabileceği yerli işbirlikçileri de yanına alarak hedefine ulaşmak için her türlü yolu da denemektedir.

Oyunu görmemiz ve bozmamız gerekmektedir.Bize yakışan davranışta budur.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.