Anasayfa » Sosyal Güvenlik ve AKP’nin Hazırladığı Sosyal Güvenlik Kanunu Tasarısı

Sosyal Güvenlik ve AKP’nin Hazırladığı Sosyal Güvenlik Kanunu Tasarısı

Sosyal güvenlik;fertlerin hal ve geleceklerinin kamu güvencesi ile garantiye alınmasını amaçlayan sistemler bütünüdür.

sosyal-guvenlikBir devletin “Sosyal devlet” olması, ülkenin bir sosyal güvenlik sistemine sahip olması ve vatandaşlarını işsizlik, yaşlılık, hastalık, sakatlık gibi olumsuzluklara karşı koruma altına almasına bağlıdır.Sosyal güvenlik, ülke vatandaşlarının geleceğe daha güvenle bakmasını sağlayacak, toplumsal adaleti ve barışı  tesis edecek olması zorunlu  bir sistemdir.

Türkiye’de Sosyal Güvenlikte Mevcut Durum

Ülkemizde sosyal güvenlik sistemi, sosyal sigorta tekniği ağırlıklı bir sistem içinde yapılandırılmıştır. Sosyal sigortacılık hizmetleri üç büyük kurum tarafından yerine getirilmektedir. Bu anlamda memurlar ve diğer kamu görevlileri 5434 sayılı T.C.emekli Sandığı Kanunu, işçiler 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, bağımsız çalışanlar 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu (Bağ-Kur) çatısı altında sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmıştır.

Türk sosyal güvenlik sisteminin hukuki çerçevesi de sosyal devlet ilkesinden yola çıkılarak, anayasa ve kanunlarla çizilmiştir. Sosyal devlette  bir vatandaşlık hakkıdır,lütuf değildir. Anayasamız sosyal güvenliği herkes için bir hak olarak kabul etmiş, devlete bu konuda gerekli tedbirleri alma ve sistemi kurma görevi vermiştir(Md. 69).Dolayısıyla sosyal güvenlik hakkı her Türk vatandaşının, kaynağını anayasadan aldığı bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ancak Türk sosyal güvenlik sisteminin sosyal güvenlik sağlama fonksiyonu tatmin edici değildir.Sosyal sigorta sisteminde, sağlanan yardımların hem miktarı hem de kalitesi düşüktür. Primler yüksek, sağlanan aylık ve gelirler ise yetersizdir. Sosyal yardım ve sosyal hizmetler açısından çağdaş gelişmelerin gerisinde bir yapıya sahiptir. Yetersizlik hem teşkilat hem de sistemin kalitesi açısından mevcuttur. Sistem sürekli olarak yanlış yönetim sebebiyle kan kaybetmektedir. Geçmişteki hastalıklar tedavi edilmeden sistemin işlemesi sürdüğü için kanama devam etmektedir. Devletin sistemin mali açıkları için bütçeden aktarmak zorunda kaldığı fon miktarı sürekli olarak büyümektedir.Bu durumun en öncelikli nedeni, sosyal sigorta ilkelerinin göz ardı edilerek, dışardan yapılan müdahalelerle sosyal güvenlik kurumlarının siyasi popülizme kurban edilmesidir. Siyasi iktidarlar, sosyal sigorta  kurumlarını siyasi yatırım aracı, ucuz kredi müessesesi olarak görmüşlerdir. Sistemin fonları; konut kredileri, düşük faizli devlet tahvillerinin alınması gibi siyasi güdümlü uygulamalar ile tüketilmiştir.

Sosyal güvenlik kurumlarının özellikle sağlık hizmetleri alanında hizmet üretme yerine dışardan daha fazla maliyetle hizmet satın alma zorunda bırakılması,özellikle SSK’da 1980’li yıllardan itibaren sağlık sektörünün ihtiyacı olan zorunlu yatırımların yapılmayarak, sağlık hizmetinin giderek artan maliyetlerde ve miktarlarda dışardan satın alınması, kurum kaynaklarının istismarına yol açmış, yolsuzluk iddialarının yaygınlaşması sonucunu doğurmuştur. Neşter, Beyaz Gömlek operasyonları, özel hastaneler ile yapılan protokoller ve ilaç alımı hakkında ileri sürülen yolsuzluk iddiaları, hep hizmetlerin dışarıdan satın alınmasının sonuçlarıdır.

Sorunların genel değerlendirilmesi yapıldığında ortaya çıkış nedenlerinin kurumların özerk yönetimden yoksun olmasından kaynaklandığı görülmektedir.

Görülüyor ki sistemin tıkanmasının nedeni;Hükümetlerin yanlış uygulamaları,yetersiz yasal düzenlemeler,Ülkenin sosyoekonomik yapısıdır.

Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin tıkanması nedeni ile sosyal yardım ve sosyal hizmetler uygun bir şekilde yerine getirilememekte,sağlık sigortası hizmetlerinde de yetersizlikler yaşanmaktadır.Sosyal sigorta kurumları ciddi finansman darboğazındadır, Hazineden finansman açığını kapatmak için  transferler yapılmaktadır.2005 yılında yapılan transfer 22 katrilyon TL dir.Bu miktar Ülke gelirlerimizin beşte biri demektir.Bu hepimizin parasıdır.Bu transfere rağmen sosyal güvenlik sisteminden genel bir memnuniyetsizlik vardır.Bu nedenle zaman zaman Hükümetler sisteme  müdahale ve düzenlemeler  yapmıştır.Fakat sistemin sorunları ve Milletimizin memnuniyetsizliği  devam etmektedir.

Bu memnuniyetsizlik nedeni ile sosyal güvenlik sorunları sürekli tartışılmakta ve yasa değişiklileri gündeme gelmektedir.

AKP Hükümeti de iki yıldır sosyal güvenlik yasası üzerinde çalışmaktaydı.Bu çalışmalar sonucunda AKP Hükümetinin hazırladığı sosyal sigortalar yasası TBMM de kabul edildi.  1.7.2007 tarihinden itibaren  yeni yasa yürürlüğe girecektir.

Bu yasa yürürlüğe  girmesi ile birlikte  üç sosyal güvenlik kurumumuz tek çatı altında birleşerek Sosyal Güvenlik Kurumu adını alacaktır.Görünüşte Hükümet sosyal sigorta kurumlarını birleştirerek iyi bir düzenleme yaptığı  iddiasında bulunmaktadır.Fakat bu değişiklikler içerisinde Milletimizin tüm fertlerini ilgilendiren,kazanılmış haklarını  kısıtlayan bir çok değişiklik vardır. Bu nedenle yasanın etraflıca değerlendirilip,Milletimizin geleceğini karartacak hususlara dikkat çekilmek istenmiştir.

Bu kanunun sosyal güvenlik açısından neler getirdiği genel anlamda ve maddeler düzeyinde ele alınmıştır.

 

A-GENEL DEĞERLENDİRME

 

Aslına bakıldığında bu kanunların temelinde yatan olgunun, sosyal güvenlik sisteminin sağlam temellere dayandırılmasından çok IMF’ nin talebi doğrultusunda sosyal güvenliğe genel bütçeden ayrılan payın ne pahasına olursa olsun azaltılması olduğu görülmektedir.

Sosyal Güvenlik konusunda yapılan değişikliğin  amacı bütçeden sosyal güvenliğe aktarılan payın azaltılmasıdır.Bu nedenle genel anlamda emeklilik zorlaştırılmakta,sigortalıların daha geç emekli olması ve daha fazla prim ödemesi istenmektedir.Sosyal sigortanın giderlerini azaltmak için de emekli aylıkları azaltılmaktadır.Bir diğer amaçta sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin hizmet satın alınması yoluyla özel sektöre açılarak piyasalaştırılmasıdır.

Günümüzde sosyal güvenlik kuruluşlarının çok ciddi açık verdiği ve bunun Genel Bütçeden karşılandığı doğrudur.Bunun gerçek nedenlerinin saptanması ve kalıcı çözümler üretilmesi gerekir.

Yeni sosyal sigortası kanunu  bu günkü durumun faturasını tamamen mevcut sisteme ve sigortalılara kesmektedir. Sistemdeki tıkanmanın en büyük sebebinin son 15 yılda hükümetlerin popülist kararları ve yanlış uygulamaları olduğu göz ardı edilmiştir.Bugünkü durumun sorumluları;iştirakçilerin ödedikleri primlerin sigortalılara dönüşüne izin vermeyip, bütçe açıklarını kapatmakta kullananlar siyasi iktidarlardır.AKP Hükümeti yanlış politikaları ile Sosyal Güvenlik Kurumlarının açıklarının daha da artmasına neden olmuştur.

Bu durumu bahane eden IMF ile birlikte Milletimizin sosyal sigorta haklarını kısıtlamakta, emekliliğinde özel emeklilik sigortalarına devredilmesine zemin oluşturmaktadır.

 

B-KANUNUN BAZI MADDELERİ

 

Sigortalılardan Daha Çok Prim Kesilecek

Yeni kanuna göre  memur ve diğer kamu görevlilerine yapılan sosyal yardımlar dışında kalan tüm ödemeler alt ve üst sınır aşılmamak kaydıyla %14 oranında (%9 Emeklilik Sigortası, %5 Genel Sağlık Sigortası) kesintiye tabi tutulacaktır. Sosyal Güvenlik Primine esas kazancın alt sınırı asgari ücret, üst sınırı ise asgari ücretin 6,5 katıdır. Bu rakamın üstünde kalan tutarlar prime esas kazanca dahil olmayacak, dolayısıyla emekli maaşı hesaplanırken hiçbir surette dikkate alınmayacaktır.

Ayrıca, işletmelerin döner sermaye gelirlerinden pay alan çalışanların, döner sermaye gelirlerinin en yüksek devlet memuru maaşının % 200’e kadar olan kısmı da prime esas kazanca dahil edilecek ve bu tutardan da % 14 oranında prim kesilerek, emekli maaşı hesabına dahil edilecektir.

Yeni sistem ile kamuda çalışanlar için prime esas kazanç tanımının değiştirilmekte, tüm ek ödeme ve ikramiyelerin de prime esas kazanca dahil edilmesi ile, kamu çalışanlarından yapılacak sosyal güvenlik kesintisinin neredeyse iki katına çıkmasına neden olunmaktadır. Buna göre kamu çalışanlarının büyük bir çoğunluğunun sosyal güvenlik primlerinin artması sonucunda, kanun yürürlüğe girdiği anda ücretlerinde 35-300 YTL arasında azalma meydana gelecektir.

Emekli Olmak Zorlaştırılıyor

Emekli olabilmek için;

-En az 9000 iş günü prim ödeme zorunluluğu getiriliyor.Bu işçiler için 5,5 yıl daha fazla çalışma  demektir.

-2035 yılına kadar emekli olmak için kadınların 58, erkeklerin 60 yaşını doldurma zorunluluğu getiriyor.2035 yılından sonra yaş sınırını artırarak kadın ve erkekte yaş sınırını 65 yaşına çıkarılmaktadır.

Bu kadar gün prim ödemek mümkün değildir.Resmi  işsizlik düzeyinin % 10 olduğu,gerçek işsizlik düzeyinin en iyi ihtimalle %25 olduğu Ülkemizde, çalışanların kayıt dışı çalışmaya zorlandığı bir ortamda özellikle özel sektör işçilerinin 9000 gün prim ödemesi ve emekli olması imkansız gibi bir durumdur.Ayrıca Kamu yönetimi temel ilkeleri yasa tasarısı ile Kamu çalışanları için getirilmek istenen esnek istihdam ve sözleşmeli çalışma gibi düzenlemeler ile Kamu çalışanlarında gerekli olan gün sayısında da prim yatırması imkansız olacaktır.

Erken veya zorunlu emeklilik uygulamaları,özelleştirme uygulamaları(2003 yılında TEKEL özelleştirilmesi için işten çıkarılanlar SSK ya 150 Trilyon yük getirmiştir),toplanan  primlerin amaç dışı kullanılması veya primlerin toplanamaması ve prim affı  gibi uygulamalar devam ettiği sürece sosyal güvenlik kurumlarının açık vermesi devam edecektir.

İstihdam odaklı politikalar uygulanmadan, iş güvencesinin olmadığı bir ortamda bu sistemin etkili olması mümkün değildir.

Şu Anda Çalışanların Durumu

Şu anda herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olarak çalışanlar, daha önce olduğu gibi özel sektörde çalışıyorsa 7 bin gün; kamuda 9 bin gün prim ödemek kaydıyla yaş şartlarını tamamladıklarında emekli olmaya hak kazanacaklardır. Başka bir ifadeyle şu anda çalışanlar için prim ödeme gün sayısının ve yaş şartının artması söz konusu değildir.

Ancak;  emeklilik aylığı bağlama oranları dolayısıyla da hak edecekleri emeklilik aylıkları miktarı değişecektir. Şu anda çalışanlar yeni sistem içinde çalıştıkları süre kadar, emeklilik aylığı bağlama oranlarından etkileneceklerdir.

01.01.2007 tarihinden önce işe başlayan ve henüz emekli olmaya hak kazanmamış olan kamu çalışanları, 2007 yılından önceki çalışmaları için  5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununda belirtildiği gibi; 2007 ve daha sonraki yıllardaki çalışmalarını ise yeni kanun hükümlerine göre belirlenecek oranlardan ayrı ayrı hesaplanacak tutarlar üzerinden emekli aylığı almaya hak kazanacaklardır.

1.1.2007 Den İtibaren İlk Defa İşe Başlayacaklar

İlk defa işe başlayacak olanlar tamamen yeni kanun kapsamında değerlendirileceklerdir.

Yeni sistemde, emekli aylığından yararlanma koşulları, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olanlar için, kadın ise 58, erkek ise 60  yaşını doldurmuş olmak ve en az 9 bin gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şeklinde belirlenmiştir.

Yaş şartı yıllar içerisinde artırılacak ve  1.1.2048 tarihinden itibaren ise kadın ve erkek için 65 yaş olarak uygulanacaktır.

Ayrıca, bu kimseler özel sektörde çalışıyorlarsa emekli olabilmek için gerekli prim ödeme gün sayıları her yıl 100 gün artırılacaktır. Buna göre 2007’de ilk defa işe başlayacak biri emekli olabilmek için 7100 gün; 2008’de başlayacaklar 7200 gün prim ödemek zorunda kalacaktır. Bu durumda, 2026 yılından itibaren ilk defa sigortalı olacaklar için asgari prim ödeme süresi 9 bin gün olarak uygulanmaya başlanacaktır.

Emekli Aylığı Alt Sınırı Kaldırıldığı Emekli Aylıkları Azalacak

5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun Ek 19 maddesinde yer alan ve kamu görevlisi emeklilerinin maaşlarının alt sınırını belirleyen madde bu yeni kanunda yer almamaktadır. Şu anda memurlar için emekli aylığı tabanı “14’üncü derecenin 2’nci kademesi üzerinden 30 fiili hizmet yılı için hesaplanacak emekli aylığı” tutarı kadardır. Yeni sistem ile birlikte memurların emekli aylığı tabanı kaldırılacaktır. Bu da düşük ücret alan memurların emekli olduklarında alacakları emekli maaşlarının son derece düşük kalmasına neden olacaktır.

7. derecenin 5. kademesinde hizmetli olarak görev yapan bir memur bugün 25 yıllık hizmetin ardından emekli olduğunda kendisine alt sınır aylığı olan 591 YTL emekli maaşı bağlanmaktadır. Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yeni kanuna tabi olarak 25 yıl çalışacak bir hizmetlinin maaşı en fazla 446 YTL olacak, 2016 yılından sonra ise 409 YTL’ ye kadar düşecektir.

Aylık Bağlama Oranları Düşürüldüğü İçin Bundan Sonra Emekli Olanlar Daha Az Aylık Alacak

Emekli aylığı bağlama oranları düşürülüyor(Madde 29).Bu madde halen çalışmakta olan tüm sigortalıları da kapsadığından herkesi ilgilendirmektedir.Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ki çalışmalar bu maddeye göre değerlendirilecektir.Bu tasarı ile aylık bağlama oranı 2015 yılına kadar yıllık % 2,5,sonra ise % 2 ye düşürülmektedir.Bu durum öncelikle memur emekli aylıklarını,sonrada tüm sigortalıların emekli aylıklarını azaltacaktır.Ayrıca getirilen üst sınır ile emekli aylıkları çalışır iken alınan aylığın % 90 ını geçemeyecektir.Bu değişiklikle emekli aylıkları % 60-70 seviyelerine inecek ve emekliler ciddi geçim sıkıntısı yaşayacaktır.

Aylık bağlama oranlarındaki azalmalar dikkate alındığında bu yasaya göre emekli olanların emekli aylığı eski kanuna göre % 9 -15 daha düşük  olacaktır.

Emekli Aylığı Hesaplama Yöntemi Değiştirilmektedir

Ayrıca  aylık kazancında hesaplama şekli değiştirilmektedir.Ortalama aylık hesaplama sistemine geçilecektir.Böylece özellikle memurlar için en üst görev yerine tüm memuriyet suresince alınan aylıklar dikkate alınacaktır.Bu değişiklik memurların emekli aylıkların düşmesine neden olacaktır.Bu madde halen çalışanlar içinde geçerli olduğundan bundan sonra emekli aylıklarının daha düşük olacağı ortaya çıkmaktadır.

Bu durumda sigortalı emekli aylıkları düştüğü için  emekli olmak isteyemeyecek ve mezara kadar çalışmak zorunda kalacaktır.Yada  özel emeklilik sigortası da yaptırarak emekliliğinde ek aylık  elde etmeyi tercih etmek zorunda kalacak veya genel sağlık sigortası kapsamından çıkacaktır.

Malulen Emekli Olmak Zorlaştırılmaktadır

Kanununun (Madde 25)  ilgili düzenlemesi ile malullük aylığından yararlanma zorlaştırılıyor.İş görme gücünün % 60 nı kaybetmek,1800 gün prim ödemiş olmak zorunlu hale getiriliyor.

Çalışanlar Arasında Ayrımcılık Yapılmakta,Bazı Çalışanlara Fiili Hizmet Süresi Zammı Verilmemektedir

Madde 40 da ki   ilgili düzenleme ile çalışanlar arasında ayrım yapılmaktadır.Bazı çalışanlara fili hizmet süresi zammı verilirken,bazı çalışanlara hiç fili hizmet süresi zammı verilmez iken bazı çalışanlara da diğer çalışanlara göre daha az fili hizmet süresi zammı verilmektedir.

Hastalık Raporu Alanların Aylıkları Kesilecek

Bugün kamu çalışanları bir yılda 7 günden fazla raporlu oldukları günler için maaşlarının tamamını hak etmekte, yalnızca  tazminatlarından % 25 kesinti yapılmaktadır. Ancak yeni sistemde raporlu oldukları günler için maaşlarının 1/3’ü kesilecek ve hastalığı nedeniyle madur olan insanımıza, sağlık harcamaları artan kamu çalışanlarına bir darbe de maaşının azalmasıyla vurulacaktır.

 

C-YAPILMASI GEREKENLER

 

Burada kısaca anlatmaya çalıştığımız gibi bu kanun tasarısı Milletimiz için Ülkemiz için herhangi bir fayda sağlamayacaktır.Tersine daha fazla kargaşa oluşturacak,Milletimizi perişan ve mutsuz edecektir.Bu nedenlerle bu kanunun uygulanmaması   gerekir.

MHP iktidar olduğunda bu kanundaki düzenlemeler yerine, vazgeçilemez kurumlarımız olan Sosyal Güvenlik Kurumlarımızı kurtaracak ve ayakları üzerinde durmasını sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.Kurumun yönetim yapısını güçlendirilecek ve Kurum özerkleştirilecektir.Primlerini tam olarak toplayan ve belirlenen amaçlar dışında kullanmayan bir Kurum oluşturulacaktır.Tüm vatandaşımız  sosyal sigorta kapsamına alınacak ve sosyal sigorta haklarından yararlanma kolaylaştırılacaktır.