Anasayfa » Sağlık » Aile Hekimliği » Türkiye’de Hekim Olmak

Türkiye’de Hekim Olmak

Prof.Dr.Sefer Aycan

Gazi Ü. Tıp Fakültesi

turk-doktorTürkiye’de hekim olmakta, hekimlik yapmakta zordur. Dünyada da hekim olmak zordur. Çünkü mesleğin doğası zordur. Fakülteyi kazanmakta, okumakta zordur. İnsan sağlığı ve sorunlarıyla ilgilenmek, hekimliğin sürekli bir hizmet olması, çalışma saatlerinin belirsizliği, nöbet, icap nöbetleri  v.s  ise mesleği zorlaştıran faktörlerdir.

Türkiye’de ise hekimliğin ayrı zorlukları vardır. Türkiye’nin farklılıklarının hekimliğe yansımaları ayrı zorluklara neden olmaktadır.

Günümüz Türkiye’sinde ise Hükümetin planlı olarak yaptıkları, sağlık hizmetine ve hekime bakışı  acısı hekimlik yapmayı  ve hekim olarak kalmayı  daha zor hale getirmiştir.

Bu yazıda günümüz Türkiye’sinde Hükümetin sağlık hizmetlerine ve hekime bakış acısı ile bu doğrultuda planlı olarak yaptıklarının hekimlik mesleğine olan etkileri tartışılmak istenmiştir.

Türkiye’de hekimlik yapmanın daha da zorlaşmasının ve eğilimlerinin değişmesinin  nedenleri olarak düşündüklerim:

1-Meslek Uygulamalarına Müdahale ve Yönlendirme

Hükümet meslek yasamızda sürekli  keyfi değişiklikler yapmakta  ve bu değişiklikler yasanın kendi içinde bile çelişkiler oluşmasına  neden olmaktadır. Hekimin çalışma alanları ve şekilleri ile ilgili yapılan bu değişiklikler  iyileşme yerine sürekli hekime  kısıtlamalar getirmekte ve yönlendirmektedir. Sanırım  hiçbir meslekle, hiçbir yerde bu kadar oynanmamaktadır.

Esas tartışma şeklen hekimin muayenehanesi üzerinden sürdürülmektedir. Muayenehanecilik yaparsınız, yapmazsınız bu hekime bırakılması gereken bir karardır. Muayenehane hekimin bireysel bir meslek uygulama yöntemidir ve tüm ülkelerde, Türkiye sağlık mevzuatında ve pratiğinde vardır.

Bu yapılanlar tesadüf olamaz. Esasta ise  Hükümet  planlı bir şekilde hekimin serbest meslek icrasını  engellemektedir. Var olan muayenehanelere baskı, sürekli yönetmelik değişiklikleri, muayenehanelerin kapı pencere ölçüleri ile oynamalar, zorlamalar insanı canından bezdirmektedir. Diğer taraftan hekimlerin muayenehane açmanın yasaklanması özelindeki tartışmada, Hükümetin esas  düşmanlığının hekimin bireysel olarak meslek uygulamasına, bağımsız ve özgür hekimlik yapmaya  olduğunu düşünmemize neden olmaktadır.  Çünkü son yapılan değişikliklerle; muayenehane açmasına izin verilmeyen hekimin özel hastanelerde çalışmaya yönlendirilmesi  gerçek niyeti açıkça ortaya çıkarmaktadır. Bu değişiklik açıklıkla göstermektedir ki Hükümet hekimin bağımsız olarak çalışmasını istememekte ve  özel hastanelerde güvencesiz, itibarsız  çalışmaya mahkum etmek istemektedir. Diğer tüm seçenekleri ise ortadan kaldırmaktadır. 

2-Mesleğin Toplumsal Algısını Yönlendirme Söylemleri 

Başbakan ve sağlık bakanları sürekli hekimliği değersizleştirmeye, yıpratmaya yönelik söylemler  içerisinde olmakta, sağlık hizmetlerindeki   sorunların nedeni olarak  hekimleri göstermekte ve halk ile   hekime arasını açmaktadır.

Hekimi bilgisiz, beceriksiz, bencil, göreve gitmeyen, çok paracı, muayenehaneci  olarak itham eden söylemler, gazetelere  hekimlerin almadığı ücretleri alıyormuş gibi gösteren servisler  yapmak  ancak hekim düşmanlığı ve toplumsal algıyı yönlendirmeye yönelik  söylem olarak  açıklanabilir.

3-İktidarın Sağlık Algısı ve Yansımaları

Bu süreçte iktidarın  sağlık algısına da dikkat etmek gerekir. İktidar  sağlığı sadece hastalıkla ilişkilendirmekte, sağlık  hizmetini ise tedavi hizmeti ve hastane merkezli olarak görmektedir. Kamu hastanelerini bile  işletme olarak görmekte ve yönetim yapılarını değiştirmektedir. Özel sermaye sağlık işletmeciliğini  teşvik etmektedir.

Sağlık işletmeciliğini karlı bir iktisadi faaliyet olarak gören  mantalite ve yapılan teşviklerle  Ülkemizde  özel hastaneler , Küresel sermayenin hastaneleri  artmaktadır. Sağlık denince akla sağlık turizmi gelmekte, Sağlık Bakanı  sağlık serbest bölgeleri kurmak istediğini belirtmektedir.

Kamu hastaneleri  işletme mantığı ile yönetilmekte, hekim dışı  ve memur olmayan kişiler hastanelere yönetici olarak atanmaktadır.

İktidarın bu sağlık algısı  sermaye sahiplerine  yansımakta ve örtüşmekte, sermaye sahibi  hastaneyi  işletme, hekimi de kontrol edilmesi gereken üretim maliyet unsuru  olarak görmektedir. Bu algı Halkada yansımaktadır. Halkında  sağlık ve hekim algısı değişmektedir. En kötüsü bir kısım Hekimler de algı değişikliği olmakta ve düzene uymaktadır.

4-Çalışma Statüsü

Bu dönemde ortaya çıkan diğer bir sorun; hekimin belirsiz statüsü  ve kimlik sorunudur. Özellikle Aile Hekimlerinde yaşanan; Kamu personeli misiniz, muayenehane hekimisiniz çelişkisi ve belirsizliği hekimi yıpratıcı bir durumdur.

Aile hekimliğinde ceza puanı ve negatif performans  uygulaması, diğer tüm sağlık kuruluşlarında hekimlere performansa dayalı ücret ödeme modeli  hekimin çalışma statüsüne ve toplumsal algısına zarar veren olumsuz durumlardır.

Süre Sözleşmeli personel uygulamasının Anayasaya aykırı olmasına rağmen yaygınlaşması  ve Kamu hastanelerinde yöneticilerin  sözleşmeli   personel  olarak çalıştırılması ve hekim dışı, memur olmayan  yönetici atamaları diğer bir tehlikeli süreçtir. Bu durum  hekimde nerede, kim için  ve neden çalıştığı konusunda çatışma oluşturmaktadır. 

5-Yeni Başlatılan Uygulamalar  

SABİM hattı  kurulması  ve bu hattın hekim şikayet hattına dönüşmesi ve bunun teşvik edilmesi,

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası uygulamasının iyi düzenlenmeden başlatılması  ve hekimlerin  sürekli yargılanan kişi konumuna düşürülmesi,

Üniversite hastanelerinin yönetimine, işleyişine, öğretim üyelerine  müdahaleler,

SGK  sağlık hizmetinin  tek  alıcısı edası ile hekimlerin  mesleğine, kararlarına  müdahaleleri  ve etik dışı davranışları,

Bilimsel Tıp dışı uygulamalara göz yumulması ve artması, hatta bunu teşvik edecek yönetmelik çalışmaları,

İşte tüm bu ve benzer  uygulamalar hekimliği Türkiye’de zorlaştırmaktadır.

Olması gereken; ücret, sosyal haklar ve emeklilikle ilgili iyileştirmelerin olmaması, görev tanımlarının yapılmaması, özel hastanelerde çalışmanın düzenlenmemesi, özel sağlık kuruluşlarında olmayan iş akdi, güvencesiz çalışma gibi durumlar ise umutsuzluğu  ve çaresizliği artırmaktadır.

Tüm bu nedenler hekimlik ile ilgili olarak taraflarda algısal değişikliklere ve farklı davranışlara neden olmaktadır. Buna göre:

Halk Arasında; hekimin itibar kaybına, hekime karşı  güvensizliğe, Halkın hekimlere düşman olmasına ve hekime karşı şiddet göstermesine  neden olmuştur.

Sağlık Kuruluşlarında; hekim sıradan, herhangi bir çalışan durumuna düşmüş  ve düşük, sabit tutulması gereken maliyet unsuru olarak görülmesine neden olmuştur.

Hekimler arasında ise; bağımsız olarak hekimlik yapmanın ortadan kaldırılması, Kamu kuruluşlarında da sahipsizlik ve hekimler arası çatışma hekimleri ya özel hastanelerde sıradan bir çalışan olmaya  ve güvencesiz düşük ücretle çalışmaya yönlendirmiş, yada hekimler arasında umutsuzluk, karamsarlık, mesleğe ve kuruma yabancılaşma, tükenmişlik sendromu  ve Meslekten uzaklaşma gibi durumların artmasına neden olmuştur.

Elbette bunların düzelmesi mümkündür. Yönetimin kafayı ve hekime bakış acısını değiştirmesi, yapılan yanlışlıkların iptal edilmesi, tüm tarafların katılımıyla, ben yaptım oldu demeden, dayatmadan; gerçek ve doğru anlamda sağlık hizmeti, hekim, sağlık kuruluşu çizgisinde bir bakış acısı  ile  yeniden yapılanmaya  gidilmek istenir ise tüm sorunların çözümü mümkündür. Yeter ki iyi niyetle sorunları çözmek isteyelim.

%d blogcu bunu beğendi: