Anasayfa » Sağlık » Üniversite Hastanelerinin Sorunları

Üniversite Hastanelerinin Sorunları

ÜNİVERSİTE HASTANELERİNİN VE ÇALIŞANLARININ ARTAN SORUNLARI

Prof.Dr.Sefer AYCAN

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

 

            Üniversite hastaneleri sağlık eğitimi ve sağlık hizmetleri açısından son derece önemli kuruluşlardır. Bu hastaneler eğitim, araştırma ve uygulama merkezi olarak adlandırılmaktadırlar. Esas varlık nedeni eğitimdir.Bu hastaneler tıp öğrencilerinin ve diğer sağlık mesleklerinin lisans düzeyindeki uygulamalı eğitimleri için zorunlu kuruluşlardır. Sağlık mesleklerinin tümünün eğitimi uygulamalı eğitimdir, bu nedenle bir hastanesi olmadan tıp fakültesi de eğitime başlayamaz. Bu hastanelerde lisans ve lisans üstü eğitim yapılır iken beraberinde araştırma ve uygulama yapılması da doğal beklentidir.

universite-hastanelerinin-sorunlariTürkiye de 56 tane Tıp Fakültesi ve beraberlerinde bir o kadar da hastane vardır.Bu hastaneler aynı zamanda üçüncü basamak tedavi hizmeti verene kuruluşlardır.Bu hastaneler genellikle yatak sayısı oldukça  fazla olan hastanelerdir.Bu nedenle yaklaşık toplam 30 bin yatak sayısı ile ülkemizdeki hastane yataklarının % 17 sini üniversite hastanelerinin yatakları  oluşturmaktadır.

Bu hastaneler aynı zamanda çok çeşitli ve çok sayıda sağlık personelinin çalıştığı kuruluşlardır.Bu yönü ile de önemli bir istihdam alanıdır.

Üniversite hastaneleri ve burada çalışanlar Türkiye’de sorunsuz,imrenilen ayrı bir dünya gibi algılanır.Aksine üniversite hastaneleri ve beraberinde buralarda çalışan sağlık çalışanlarının bir çok sorunları vardır.Bir taraftan hastanelerin genel sorunlarına, diğer taraftan üniversiteye özgü sorunlara sahiptirler.Aynı zamanda AKP Hükümetinin uygulamaya koyduğu “Sağlıkta “Dönüşüm” adını verdiği uygulamaların ortaya çıkardığı ve gittikçe artan sorunları da yaşamaktadır.

Bu yazıda bu sorunlardan  güncel olan bazıları ele alınacaktır.

 

1-Üniversite Hastanelerinin Varlık Amacından Uzaklaşması

Üniversite Hastanelerinin öncelikli varlık amacı eğitimdir, araştırmadır.Fakat mevcut şartlar üniversite hastanelerini hizmet hastanelerine, hatta sağlık işletmelerine dönüştürmüştür. Eğitim kuruluşları olmaktan uzaklaşan bu kuruluşlar diğer hastanelerle ve özellikle de özel hastanelerle rekabet etmeye zorlanmaktadır.Günümüzde üniversite hastanelerinin özelliği kalmamıştır. Paket fiyat uygulamalarında diğer hastanelerle hemen hemen eş tutulan üniversite hastaneleri haksızlığa uğramıştır.Üniversiteye başvuran hastaları genellikle  daha çok incelenmesi gereken ve daha karmaşık  hastalardır.Bu  durum hasta başına harcamaları artırmaktadır.Gelirleri azalan ve Kamu bütçesinden pay alamayan üniversite hastanelerinin döner sermayeleri sıkıntı yaşamaktadır.Bu sıkıntı gittikçe artmakta ve bu durum üniversite hastanelerini varlık amacından gittikçe daha da uzaklaştırmaktadır.

 

2-Tıp Fakültesi Öğretim Üyelerinin İstifaları veya Kısmi Süreli Çalışmayı Tercih Etmeleri

Son zamanlarda Kamu Hastanelerinde ve  üniversite hastanelerinde artan ekonomik sıkıntılar doktorların ve öğretim üyelerinin kamudan ayrılmasına neden olmaktadır.

Üniversite hastanelerinde uygulanan döner sermaye dağıtım kuralları profesör olan öğretim üyelerinin kısmi süreli çalışmayı tercih etmelerine neden olmuştur.Kısmi süreli çalışma yasal hak olmasına rağmen çok doğru bir uygulama olmadığını düşünmekteyiz.Özellikle tıp fakülteleri gibi eğitim kurumlarında, eğitim tam süreli olması gerekir iken öğretim üyelerinin kısmi süreli çalışmayı tercih etmesi eğitimi olumsuz etkilemektedir.

Üniversitelerde kısmi süreli çalışma statüsü de yanlış uygulanmaktadır.Kısmi süreli çalışmaya geçen öğretim üyelerinin haftada en az 20 saat mesai yapması gerekir iken, tersine en fazla 20 saat mesai yapılmakta ve mesai en geç saat 12:00 de bitiyormuş  gibi algılanmaktadır. Bunlar yanlıştır, eğitime ve sağlık hizmetine zarar vermektedir.

Hükümetin tedavi hizmetinde sunumunda özel sektörü teşvik etmesi,hekimlerin gelecekle ilgili kaygıları ve sağlık personelinin tam süre çalışması ile ilgili hazırlanan kanun tasarısı, hekimlerin ve öğretim üyelerinin kamudan ayrılmasını arttırmıştır.Bu durumda sağlık eğitimini, tedavi hizmetlerini ve üniversite hastanelerindeki işleyişi olumsuz etkilemektedir.

 

3- Döner Sermayenin Durumu ve Döner Sermaye Dağıtımındaki Adaletsizlikler

Üniversitelerde ve üniversite hastanelerinde döner sermaye 2547 sayılı yasanın 58. maddesine dayanarak kurulmuştur.

hastane-calisanlariGünümüzde üniversite hastanelerinin döner sermayeleri sıkıntı içerisindedir ve sıkıntı her geçen gün artmaktadır. Sosyal güvenlik kurumlarının geri ödemedeki aksamaları üniversite hastanelerini daha da sıkıntıya sokmaktadır.Bazı firmalar üniversite hastanesinin ödemeleri aksadığı için mal vermek istememekte ve ihalelerine girmemektedir.Bu durum üniversite hastanelerinde bazı ameliyatların yapılamamasına neden olmaktadır.

Döner sermaye dağıtımında hekimler arasında ve hekimlerle diğer sağlık çalışanları arasında dengesizlik vardır.Kamu hastanelerinde de benzer sıkıntılar yaşanmaktadır. Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki performans uygulamasında da adaletsizlik vardır.Hekimler arasında, dahili branşlar cerrahi branşlara göre mağdur olmaktadır.Fakat diğer önemli bir adaletsizlik hekim dışı personelin döner sermayeden aldığı katkı payının sınırlı olması ve bunun hiçbir şekilde artırılmaması diğer haksız bir uygulamadır.2547 sayılı yasanın 58. maddesi öğretim üyesi dışındaki üniversite hastanesinde çalışanların döner sermaye payının en fazla %100 olacağını hükmetmektedir.Buna istinaden hazırlanan her üniversitenin döner sermaye dağıtım yönergesi de keyfi uygulamalara açıktır ve farklıdır.Fakat,tüm üniversite hastanelerinde  çalışan öğretim üyesi dışındaki sağlık çalışanları ne kadar çok çalışsa da döner sermayeden çok az pay alabilmektedir.

 

4- Üniversite Hastanelerinde Sağlık Personelinin Çalışma Statüsü

Sağlık sektöründe hatta tüm çalışma hayatında yaşanan sıkıntılar gittikçe artmaktadır.AKP Hükümeti özellikle sağlık sektöründe çalışanları sözleşmeli statüye zorlamaktadır.Sağlık hizmeti sunumundan Sağlık Bakanlığı bir taraftan çekilir iken diğer taraftan sağlık personelini Devletin memuru olmaktan çıkarmak istemektedir.Üniversite hastanelerinde personel açığı hat safhadadır ve personel çok ağır şartlarda çalışmaktadır.Fakat üniversite hastanelerine de memur kadrosu verilmemektedir.Verilen kadrolar ise çok azdır ve memurluk statüsü dışındadır.Böylece memurluk dışındaki statüler veya döner sermayeden sözleşmeli çalışma teşvik etmektedir.Bu uygulamalar sağlık sektöründe oynanan oyunun bir parçasıdır.Bu durumda üniversite hastanelerinin hizmetini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu planlı bir uygulamadır.Böylece üniversite hastanelerinde ve kamu hastanelerinde  devlet memuru sayısı azaltılmakta, güvencesiz çalışma yöntemleri teşvik edilmektedir.

Oysa ki Anayasamızın 128. maddesi “Devletin asli ve sürekli ve işlerinin devlet memurları aracılığı ile yerine getirilmesi” ni hükmetmektedir.Devletin en asli görevlerinden birileri eğitim ve sağlık hizmetidir. Bu nedenle eğitim ve sağlık hizmeti veren üniversite hastanelerinde çalışma statüsü memurluk olmalıdır.Sağlık çalışanlarının diğer statülerde ve özelliklede  657 sayılı yasanın 4/B kapsamında çalışmaya zorlanması Anayasaya aykırıdır.657 sayılı yasanın 4/B maddesindeki sözleşmelilik, kamudaki geçici işler de özellikli personeli çalıştırmak veya bir proje kapsamında geçici çalışmaları yürütmek üzere kullanılacak kadrolardır.Bu kadrolar üniversite hastanelerinde esas istihdam şekli olamaz.

Ayrıca üniversite hastanelerinde 657 sayılı yasanın 4/B statüsünde çalışanlara döner sermaye katkı payı verilmemesi de tamamen keyfi uygulamadır.2547 sayılı yasanın 58. maddesi üniversitede çalışan tüm 657 sayılı yasaya tabi personelin döner sermayeden pay alabileceğini hükmetmektedir.Bu personelin döner sermayeden pay alamayacağına dair hiçbir  hüküm yoktur.Ayrıca Sağlık Bakanlığı hastanelerinde 4/B statüsünde çalışanlar  aylıkları yanında döner sermaye katkı payı alır iken üniversite hastanelerinde çalışan sağlık personelinin döner sermaye katkı payı alamaması çifte standarttır ve keyfi uygulamadır.

Bazı sorunlarını ele aldığımız üniversite hastaneleri ve çalışanlarının sorunları her geçen gün artmaktadır. AKP Hükümetinin ve Sağlık Bakanlığının yanlış uygulamalarına, rektörlerin duyarsız yaklaşımları da eklenince üniversite hastaneleri sağlık çalışanları için tercih edilen yerler olmaktan çıkmış hatta çalışılmayacak yerler haline gelmiştir.Bu süreç, üniversite hastanelerinin de batmasına gidecek bir süreçtir.

%d blogcu bunu beğendi: