Anasayfa » Politik » Yabancı Doktor Yasası

Yabancı Doktor Yasası

Yabancı Doktor Yasası

5581 Sayılı Yasa İle Kaldırılan ‘Türk Bulunmak‘ İfadesi Sadece Ne Olduğu Belirsiz Yabancı Doktorların Gelmesini Sağlamak İçin mi, Yoksa Türk Kavramına Tahammülsüzlük mü?

Prof. Dr. Sefer Aycan

Gazi.Ü.Tıp Fakültesi

Kamuoyunda sağlıkla ilgili birçok yasada değişiklik yaptığı için ‘Torba Yasa’ olarak anılan 5581 sayılı yasa 15.02.2007 tarihinde TBMM’de kabul edildi.

5581 sayılı yasanın her maddesinde farklı konularda değişiklik yapılmıştır.Yasa bu haliyle çok tartışmaya yol açacak bir yasa görünümündedir.Bu yasanın birinci maddesi ile;DSC_0020

-Kamuda ve özelde çalışan hekimlere mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirildi.Aslında bilindiği gibi bu konu yeni bir konu değildir. 57. hükümet döneminde tıpta yanlış uygulamalar,bu uygulamalarda ortaya çıkacak davalar,tazminat istekleri ve hekimlerin mali sorumluluk sigortası yaptırması ile ilgili hususları düzenleyen ayrı bir kanun tasarısı hazırlanmış idi.Hazırlanan kanun tasarısında her detay ele alınmıştı,fakat o dönemde bu tasarı yasalaşamamıştı.Fakat 5581 sayılı yasada bu detayları göremiyoruz.Bir “torba yasa” ya sıkıştırılamayacak kadar ayrıntısı olan konunun olması gerekenden çok basit bir şekilde düzenlenmiş olduğu görülmektedir.5581 sayılı yasada sadece mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğundan bahsedilmektedir.Hangi uygulamaların bu kapsamda değerlendirileceği,sistemin nasıl işleyeceği hiç düzenlenmemiştir.Yasa sanki acele bir şekilde bazı sigorta şirketlerine para aktarmak için düzenlenmiş görüntüsü vermektedir.Çünkü kanunda bu işi sadece izin verilen sigortaların yapacağı ve bunlar içerisinden anlaşılan sigorta şirketlerinden birine de tüm kamuda bulunan hekimlerin sigortasının yaptırılacağı belirtilmektedir.Bu durumda anlaşma yapılan şanslı sigorta şirketinin(!) çok ciddi para toplayacağı kesindir.

Elbette tıpta yanlış uygulamalar olmamalı ve bunu yapanlar cezalandırılmalıdır.Fakat bu kanundaki yaklaşımla tıbbı hataları azaltmaya yönelik hiçbir önlem alınmamış olduğundan,tıpta yanlış uygulamaları azaltmak mümkün olmayacaktır.Böyle bir yaklaşım tıbbı hata olmaya devam etsin,madur olanlara da maddi tazminat verelim bu iş kapansın demektir.Bu durum belki kamu sağlık kuruluşlarında değil ama,özel sektörde çalışan hekimlerin bazı girişimleri yapmamama yada daha yüksek bir ücrete yapmasına da neden olabilir.Bu durum da sağlık harcamalarının artmasına,vatandaşımızın büyük kısmının sağlık hizmetine ulaşımının ekonomik nedenlerle engellenmiş olmasına neden olabilir.

-Kanunun ikinci maddesinde eğitim hastanelerine şef,şef yardımcısı ve baş asistan atanması ile ilgili düzenleme yapılmak istenmiş,ayrıca baş hekim ataması ile ilgili düzenleme yapılmıştır.AKP Hükümeti daha önce 200 yakın kişiyi şef ve şef mavini olarak atamış ve tarihin kaydettiği en hızlı kadrolaşma olayını gerçekleştirmiş idi.AKP Hükümeti yandaşlarını şef olarak atamak için olmadık yerlere şeflikler kurmuştur.Eğitim hastanesi olmayan hastaneleri eğitim hastanesi yaparak şeflikler açmış,önceden eğitim hastanesi olan hastanelerde klinikleri bölerek yeni şeflikler oluşturmuştur.Bilindiği gibi şef kadrosu sağlık alanında en güçlü, en ayrıcalıklı kadrodur.AKP Hükümetinin yaptığı şef ve şef yardımcısı ataması daha öncede ihtilafa yol açmış bir konudur.Bilindiği gibi bu konuda çıkarılan yasanın uygulamasına da Anayasa Mahkemesi daha önce yürütmeyi durdurma kararı vermiş idi.Yeni düzenlemenin de iptal edilmesi büyük bir olasılıktır.Çünkü 5581 sayılı yeni yasa da esas atama kararını Sağlık Bakanlığına bırakmakta ve bu objektif olmayan,siyasal tercihe acık bir durumu ifade etmektedir.Görünen o ki;göstermelik bir jüri kurulmakta ve bu jüriden ayrı ayrı rapor istenmekte,fakat bu raporlar kararda esas olamamaktadır.Bu yeni düzenlemede keyfi uygulamaların devam edeceğini göstermektedir.

-Dördüncü madde ile radyoloji bölümlerinde çalışan personel için var olan mesai saat avantajı kaldırılmakta,bu bölümde çalışanlar içinde haftada 45 saat çalışma yükümlülüğü getirilmektedir.Çalışma ortamları iyileştirilmeden yapılan bu değişiklikte kanımca uygun olmamıştır.

-Dokuzuncu maddede ise;Tıpta Uzmanlık Kurulu kurulması ve bunun görevleri ile ilgili hükümler bulunmaktadır.

-Diğer maddelerde de bazı değişiklikler yapılmıştır.

Bu düzenlemelerin her birisi ayrı ayrı tartışmaya değer konulardır.

Bu yazıda özellikle kanunun 6. ve 8. maddelerinde 1219 sayılı kanunda yapılan değişiklikle ile getirilen, yabancı uyruklu doktorların Türkiye’de doktorluk yapmasının önünü açan düzenleme tartışılacaktır.

Nereden Çıktı Bu Yabancı Doktor Sevdası?

Aslında bu kadarda olmaz diyerek, AKP Hükümetinin böyle bir düzenleme yapacağı beklenmemekteydi. Fakat AKP Hükümeti sonunda bunu da yaptı ve görünüşte yabancı doktorların Türkiye’de doktorluk yapabilmelerini sağlayacak yasa TBMM de kabul edildi.AKP Hükümeti bu kadar tepki çekecek bir düzenlemeyi neden yapmaya mecbur kaldı? Ya da ne bekliyorlar ki bu değişikliği her şeye rağmen yaptılar.

Olayın gündeme gelişi bilindiği gibi yeni değildir. Yaklaşık bir yıldır tartışılan bir konudur. Gündeme geldiği ilk günleri hatırlar isek; Sağlık Bakanı ve Başbakan Türk doktorlarını suçlamış ve Türk doktorlarının çalışmadığını, hatta Başbakan Türk doktorlarına güvenmediğini belirterek doktor açığını gidermek için yabancı doktorların Türkiye’ye gelmesini istediklerini belirtmişti.Türkiye’de doktorlara çok para verildiğini buna rağmen çalışmadıklarını belirtmişlerdir.Yurt dışından gelecek yabancı doktorların doktor ihtiyacı olan bölgelerde çok düşük ücretlerle çalışmayı kabul edeceği ve böylece doktor ihtiyacı sorunun çözüleceği ifade edilmiştir. Sağlık Bakanı ise söylemlerini sürekli değiştirmektedir.Önce doktorlar için mecburi hizmeti kaldırmış ve sözleşmeli çalışma düzeni getirmiş,sonra doktorlar sözleşmeli çalışma düzenini tüm zorlamalara rağmen kabul etmeyince, yeniden mecburi hizmet uygulaması başlatmıştır.Şimdide de sürekli doktor açığının çok fazla olduğunu, bu açığı kapatmak için çok daha fazla doktor yetiştirilmesi gerektiğini,hatta Türkiye’de doktor açığının çok fazla olduğunu bu sorunun çözümü için yabancı doktorların gelmesi gerektiğini söyledi.Yabancı doktorların Türkiye’ye gelmesinin önünü açmak için Türk doktorları Millete şikayet edildi,Millet ile doktorlar arası açılmak istendi.

Hazırlanan kanun tasarısında ise düzenlemenin gerekçesi olarak; Türkiye’de doktor açığı bulunduğu ve bu açığı kapatmak için yabancı doktorların gelmesi gerektiği, gelecek yabancı doktorların Ülkemiz sağlık hizmetlerine katkıda bulunacağı ve A.B sürecinde emeğin serbest dolaşımının önündeki engelleri kaldırmak için yabancı doktorların Türkiye’ye gelmesini sağlayıcı düzenleme yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Tüm bu bahaneler ile yabancı doktorların Türkiye’de serbestçe gelmesi için yapılan kanun değişikliği kamuoyunda çok tartışılmadan,sonuçları değerlendirilmeden TBMM kabul edildi.Sürekli Türkiye’nin daha fazla doktora ihtiyacı olduğu söylendi.Bu ihtiyacı kapatmak için yabancı doktorların gelmesinin çare olduğu vurgulandı.

Türkiye’de Gerçekten Doktor Açığı Var Mı?

Sağlık Bakanına, 5581 sayılı Kanunun gerekçesine göre ve bu bakış açısı bakıldığında doktor açığı vardır. Peki bu duruma nasıl karar verildi,nasıl karar verilmeliydi?Bunun bilimsel değerlendirmesi nasıl yapılmalı?Bu gibi sorulara cevap vermek lazımdır.Görünüşte doktor sayısının az olması tek başına Türkiye’nin daha fazla doktora ihtiyacı olduğunu,özelliklede yabancı doktora ihtiyaç olduğunu göstermez.

Bu gün Türkiye’de 105 bin doktor bulunmakta. 680 kişiye bir doktor düşmektedir.Evet bu sayı bir çok Avrupa ülkelerine göre yüksektir.Avrupa’nın bir çok ülkesinde hekim başına düşen nüfus daha azdır.Fakat hekim başına düşen nüfusun fazlalığı tek başına Türkiye’nin daha fazla hekime ihtiyacı olduğunu göstermez.Hekim kullanım düzeyine bakılarak ve hekimlerin iş yükü analizleri yapılarak gerçek hekim ihtiyacın saptanması gerekir.Her ülkenin gerçekleri dikkate alınarak hekim ihtiyacı saptanmalıdır.Sadece hekim başına düşen nüfusa bakılarak karar verilmesi en kaba,en kolay yöntemdir.

Ayrıca Türkiye’de bölgeler arasında bir doktora düşen kişi sayısı bakımından da farklılıklar vardır.Bazı illerimiz, il merkezlerimiz hekim başına düşen nüfus bakımından bazı Avrupa ülkelerinin daha iyi durumdadır.Bu durum bu illerimizde sağlık hizmetlerinde daha iyi olduğunu göstermez. İller arasında veya bölgeler arasındaki hakim sayısı farklılığı Hükümetin yanlış uygulamalarının sonucudur.Türkiye’deki göreceli hekim eksikli sorunun esas nedeni hekim dağılımındaki bozukluk ve mevcut hekimlerin verimli çalıştırılamamasıdır.

Sadece nüfusa dayalı sağlık insan gücü planlama yöntemi tek başına iyi, yeterli bir yöntem değildir. Hizmet hedefleri, ihtiyaç gibi kriterler ve iş yükü durumu dikkate alınmalıdır. Sağlık Bakanlığı’nın doktor dağılımındaki bozukluğu düzeltme yerine, doktor sayısını arttırma telaşına girmesi yanlış üzerine yanlış eklemektir. Doktor dağılımını bozan uygulamalar devam eder iken, doktor sayısını arttırmanın bir anlamı olmayacaktır. Doktor sayısı iki katına çıksa da bu yaklaşımla sorun çözülemeyecektir.

Üstelik yurt dışından ne kadar doktor geleceğini düşünüyorsunuz? Bu doktorların, doktor ihtiyacı olan bölgelerde ne şekilde ve nasıl çalışacağını düşünüyorsunuz?

15 Şubat 2007’de kanun T.B.M.M’de kabul edildiği gün Sağlık,Aile,Çalışma ve Sosyal İşleri Komisyon Başkanı AKP Trabzon milletvekili Cevdet Erdöl yasanın gerçek amacını itiraf etti. Gelecek doktor sayısının az olacağını, bunların kamuda çalışmasının mümkün olmadığı ve bu doktorların özel sektörde çalışacağını belirtti. Bu doğru bir değerlendirmeydi.

Gelecek olan bu doktorların Kamuda çalışması ile ilgili bir düzenleme yapılmadığına göre bu kadar tantana niye yapıldı?O zaman bu yabancı doktorlar nerde çalışacak?Niye getiriliyor?Bu sorulara cevap verilmelidir.

Bu doktorlar Kamuda çalışmayacağına ve doktor açığı bulunan bölgelerde çalışmayacağına göre Türkiye’nin doktor ihtiyacını da çözüm olmayacaktır.Bu durum yasanın gerekçesi ile de çelişmektedir.Hani yabancı doktorlar Türkiye’deki doktor açığını kapatmak üzere geliyorlardı?Bir kez daha Milletimiz aldatılmıştır.

Yasa o kadar Türk Milleti düşünülmeden hazırlanmış ki,ancak bu kadar olabilir.Bu doktorlarda ne gibi özellikler aranacak bununla ilgili hiçbir düzenleme yapılmamıştır.Bu kanunla ne olduğu belirsiz Dünyanın serserileri Türkiye’ye gelmek ve doktorluk yapmak isterse hiçbir engele takılmadan rahatça gelebilecek, istediği yerde de doktorluk yapacak ve bunları başımızın tacı yapacağız.Türkçe bilme şartı bile aranmadan getirilecek olan bu doktorlar kime hizmet verecektir?

Bu yabancı doktorlar özel sektörde çalışacaklardır.Özellikle getirilecek olan bu doktorlar ancak yabancı sermayenin açtığı hastanelerde çalışmak üzere gelecek doktorlar olabilir. Dubai sermayesi veya diğer küresel sermaye ve onun yerli işbirlikçilerinin kuracağı ve bizim sağlığımızı sömürecek bu hastaneler cazibe yaratmak için seçilmiş yabancı doktorları kullanacaktır.Sermayesi bizim olmayan,doktoru bizim olmayan bu sağlık kuruluşları sağlık sektöründen ciddi pay sağlayabilirler.Bu durumun Ülkenin ve milleti çıkarına olmadığı kesindir.Bu düzenleme küresel sermayenin ve onun yerli işbirlikçilerinin ticari faaliyetlerini kolaylaştırmak için yapılmış bir düzenlemedir.

Bu arada komşu ülkelerden ve Asya ülkelerinden bazı ne olduğu belirsiz doktorlar da Türkiye’ye gelmek isteyebilirler. Bu doktorlar ucuz emek gücü arayan bazı sağlık kuruluşları tarafından istihdam edilebilirler veya bazı illerimizde doktorluk yapmaya kalkışabilirler. Bu tip doktorların da bizim sağlık hizmetimize bir katkısı olmayacağı kesindir.

Bu Değişikliğin Yapılmasını AB İstedi mi?

Yasanın gerekçeleri içerisinde ikinci bir aldatma ise; “A.B sürecinde emeğin serbest dolaşımının önündeki engelleri kaldırma” bahanesidir. Aslında Haziran 2002 Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yapılan düzenleme ile Türk doktorlarının A.B uyum ve denklik konusunda bir sorunu kalmamıştır. Hatta kanımca bir çok A.B ülkesine göre Türk doktorlarının eğitim seviyesi ve becerisi daha iyidir. Buna rağmen Türk doktorlarına AB ülkelerinde denklik verilmemekte ve çalışmalarına izin verilmemektedir.Yani Türk doktorlarının ve diğer sağlık çalışanlarının AB Ülkelerinde çalışmasının istenmediği kesindir. Hatta A.B yapılan üyelik müzakereleri sırasında Türk emeğin serbest dolaşımı konusunda kalıcı kısıtlamalara gidileceğini şimdiden söylemektedir.Her konuda AB bahane etmeyi ve böylece Milleti kandırmayı alışkanlık haline getirmiş olan AKP Hükümeti yine Türk Milletini kandırmak istemektedir.Herhalde AKP Hükümeti AB bahane edersem birtakım çevrelerin desteğini de alarak Milleti daha kolay kandırırım diye düşünüyor olsa gerek.AB den böyle bir istek yok iken ve hiçbir zaman gerçekleşmeyecek AB üyelik yalanını bahane ederek yabancı doktorların gelmesini sağlayacak değişiklikler yapmak tam bir aldatmadır.

AKP Hükümeti ve Sağlık Bakanlığı Türk milletini kandırmaktadır.Esas amacını gizlemektedir.Başka amaçlarla yapmak istediği işleri Milletin yararına yapılmış işler gibi göstermektedir. Hekimleri ve Türk sağlık hizmetlerini aşağılamıştır.Sağlık sorunlarının çözümünü ne olduğu belirsiz bir avuç yabancı doktorla çözmeye kalkışmaktadır. Tüm yaptığı küresel sermayenin ve onun elemanları yabancı doktorların Türkiye sağlık sektörüne girişinin önünü açmaktır.Başka hiçbir şey düşünülmemektedir. 1993 yılında Dünya Bankası Raporun da belirtildiği gibi küresel sermayenin yeni hedefi sağlık sektörüdür.Yine Dünya Bankasının raporuna göre “Türkiye’de tedavi hizmetlerinde yeteri kadar talep oluşmuştur,artık Kamunun yatırım yapmasına gerek yoktur.” Evet Türkiye’de sağlık alanında iyi bir pazardır.Hatta küresel güçlerin dediği gibi “Türklere bırakılmayacak” kadar büyük pazardır.İşte bu yasa sağlık pazarını yabancılara açmaya yarayacaktır.Böylece ülkemizin kaynakları yabancılara gidecektir.

Milletin sorunlarına bir fayda getirmeyecek bu kanunda yabancı doktorların gelmesini sağlamak için değişikliğin 1219 sayılı kanunun birinci maddesindeki ‘‘ Türk olmak’’ ifadesini kaldırarak yapılması da anlamlıdır. İlle de yabancı doktorların gelmesi isteniyor ise 1219 sayılı kanuna bir madde eklenerek yabancı uyruklu doktorların Türkiye’de nasıl ve ne şartlarda çalışabileceğini düzenlemek mümkün iken, ille de 1219 sayılı kanunda ‘‘Türk olmak ’’ ifadesini çıkarmayı hedef haline getirmek ve bunu uygulamak Türk olmaktan veya Türk diye anılmaktan rahatsızlık duyanların T.C kanununda var olan ifadeye karşı tahammülsüzlüğün fırsatçılığı ve intikamı mıdır? Yoksa Türk’ün, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının ne demek olduğunu bilmek istemeyenlerin, milliyetçiliği ırkçılıkla karıştıranların gerçek yüzü müdür? 

Tablo 7. Bölgelere Göre Sağlık Ocakları ve Sağlık Evlerinde Çalışan Hekim, Ebe.

%d blogcu bunu beğendi: