Anasayfa » MHP » Aile - Kadın ve Çocuklar » Yaşlı Sağlığı

Yaşlı Sağlığı

Yaşlı Sağlığı 

Prof.Dr.Sefer Aycan

Gazi Ü.Tıp Fakültesi 

Yaşlılık kavramı

Yaşlılık yaşam sürecindeki son dönemdir. Uzun ve kaliteli olarak yaşanacak yaşlılık dönemi toplumsal olarak önemli kazanımlar sağlayacaktır.

yasli-sagligiYaşlılık, 60 yaşın başlangıç olarak kabul edildiği, kronolojik bir kavramdır. Bu sınırlar emeklilik ve hukuki sorumlulukları da belirler. Oysa fiziksel ve beyinsel yönden kişinin bağımsızlıktan, bağımlılığa geçiş döneminin başlangıcı 75 yaş civarındadır.

Yaşlı bireyler ve yaşlanma sürecinin evrensel örüntüsü ile ilgilenen “yaşlılık bilimi” “gerontoloji” ve yaşlılıkta gözlenen tıbbi sorunlar ve tedavisi ile ilgilenen bilim “geriatri” “yaşlılık hekimliği” olarak tanımlanmaktadır.

Yaşlanmanın tek bir tanımı yoktur. Biyolojik, fizyolojik, duygusal ve fonksiyonel açıdan yaşlılık olarak farklı şekillerde tanımlanabilir. Biyolojik yaşlılık; yaşlanmaya bağlı olarak insan vücudunun yapı ve fonksiyonlarında meydana gelen değişiklikler olarak tanımlanırken, fizyolojik yaşlılık; biyolojik değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan kişisel ve davranışsal değişiklikler olarak tanımlanabilir. Yaşlılık, her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süreğen ve evrensel bir süreç olarak tanımlanabilir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yaşlılığı “çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması” olarak tanımlamıştır. DSÖ’nün  yaşlılık için getirmiş olduğu kronolojik sınır ise 65 yaştır. Buna göre;

  • 65-74 yaş genç yaşlılık,
  • 75-84 yaş ileri yaşlılık,
  • 85 yaş ve üzeri ise çok ileri yaşlılık olarak sınıflanmıştır. 

Kişiden kişiye değişse de genel olarak 75 yaş ve sonrasının bağımlılığa geçiş dönemi ve 80 yaş üzerindekilerin bakıma ihtiyaçları olabilen ayrı birer dönem olarak  sınıflanabilir.  Nüfusun yaşlanması tanımı ise 65 yaş ve üzeri nüfusun tüm toplum nüfusuna oranlanması ile elde edilen ve yüzde olarak ifade edilen bir ölçüttür. Buna göre;

  • genç nüfuslu toplumlarda yaşlılar genel nüfusun %4’ünden az,
  • erişkin nüfuslu toplumlarda yaşlılar genel nüfusun %4-7’si,
  • yaşlı nüfuslu toplumlarda yaşlılar genel nüfusun %7-10’u,
  • çok yaşlı nüfuslu toplumlarda yaşlılar genel nüfusun %10’unun üzerindedir. 

Gelişmişliğin önemli bir göstergesi olan yaşam süresinin uzaması ve doğurganlığın azalması nüfusun yaşlanmasını da beraberinde getirmektedir. Yaşlılık dönemindeki hastalıklar ve yeti kayıpları diğer yaş dönemlerine göre daha çok olacağından bu yaş grubundakilerin sağlık, sosyal hizmet beklentileri de daha fazla olacaktır.

Dünyada doğuşta beklenen yaşam süresi 1950-55 döneminde 46.5 yılken, 2020 yılına gelindiğinde 68.1 yıla çıkacağı tahmin edilmektedir. Dünya nüfusu 6 milyarı geçmiştir ve %6.5’i (385 milyonu) 65 yaş ve üzerini geçmiştir. Yaşlı nüfustaki artış devam etmektedir. 2025 yılına gelindiğinde çoğunluğu kadınlar oluşturmak üzere yaşlı nüfusun 800 milyonu aşacağı ve yine çoğunluğun gelişmekte olan ülkelerde yaşayacağı tahmin edilmektedir. Projeksiyonlar göstermiştir ki 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun %20’si 65 yaş ve üzerinde olacaktır.

Türkiye’de son 20 yılda yaşlı nüfus %4’den %6’ya yükselmiştir ve halen 3.5 milyon yaşlı ülkemizde yaşamaktadır. Bu sayının 2010’da 5 milyona (%6), 2025 yılında 9 milyona (%9) 2050 yılında 16 milyona(%19) ulaşacağı hesaplanmaktadır. Türkiye’de ilk nüfus sayımının yapıldığı 1927 yılından 1990 yılına kadar beş yıl ara ile 13 kez  1997 ve 2000 yılında da olmak üzere toplam 15 kez nüfus sayımı yapılmıştır. Yaşlı nüfus oranı 1935’deki %3.9’dan 2000’de %5.7’e ulaşmıştır. Türkiye’de 1990-2020 yılları arasında doğumda beklenen yaşam yılları aşağıda belirtilmiştir.

 grafik

Grafik. Türkiye’de 1990-2020 Yılları Arasında Doğumda Beklenen Yaşam Yılı

Kaynak: Nüfus ve Kalkınma Göstergeleri(www.die.gov.tr) – WHO, World PopulationProspects: The  2002RevisionPopulation Database http://esa.un.org/unpp/ ve Akgün S, Bakar C, Budakoğlu I.İ, “ Dünyada ve Türkiye’de Yaşlı Nüfus Eğilimi, Sorunları ve İyileştirme Önerileri”, Türk Geriatri Dergisi, 7(2):105-110 (2004)

Yaşlılık dönemindeki fizyolojik değişiklikler

Yaşlanma hayat boyu devam eden bir süreçtir. Aslında bu süreç içinde meydana gelen değişiklikler vücut tarafından geliştirilen mekanizmalar ile tolere edilir. Ancak yaşlılık döneminde bu mekanizmalarındaki aksaklıklar sistemlerde bozukluklar ile kendini gösterir.

Boşaltım sisteminde yaşlılığa bağlı oluşan değişimler:

  • 20’li, 30’lu yaşlardan itibaren böbreğin hem kitlesinde hem de işlevinde azalma başlar
  • idrar konsantrasyonunu arttırma ve azaltmada fonksiyonu bozulur
  • idrar kesesinin kapasitesi azalır, bu idrar birikimine neden olur 

Gastrointestinal sistemde yaşlılığa bağlı oluşan değişimler:

  • yutma güçlüğü olur,
  • atrofikgastirit gelişir
  • karbonhidrat ve yağların emilimi azalır, protein emilimi değişmez.
  • dışkılama hissini algılamada gecikme olur
  • karaciğer fonksiyonları çok fazla etkilenmez, ancak safra kesesi taşı olasılığı artar 

Endokrin sistemde yaşlılığa bağlı oluşan değişimler:

  • insülin düzeyinde az miktardaki artışa rağmen hücrelerin insülin duyarlığı azaldığından glukoz tolerans testinde bozukluk olur.

Kardiyovasküler sistemde yaşlılığa bağlı değişimler oluşur.

Solunum sisteminde yaşlılığa bağlı değişimler:

  • göğüs kafesinin elastikiyeti azalır, kanın oksijenlenmesi azalır ve akciğer rezidüel hacmi artar
  • akciğerlerde enfeksiyon riski artar. 

Deride yaşlılığa bağlı değişimler:

  • dermis incelir, kollajen lifler kalınlaşır ve deri katlantılarının olduğu yerlerde kırışıklıklar oluşur. 

Kas-iskelet sisteminde yaşlılığa bağlı değişimler:

  • kemik kitlesinde ve kuvvetinde azalmalar oluşur
  • senil osteoporoz, kıkırdak yapıda bozulma ile osteoartirit oluşur
  • kas kitlesi, kuvveti ve işlevinde bozukluk olur 

Özet olarak yaşlanma ile; vücut kompozisyonunda azalma yönündeki değişiklikler:

  • vücuttaki toplam su miktarı
  • yağsız vücut ağırlığı
  • serum albümini
  • beyin, karaciğer, böbrek, dalak kütlesi
  • deri kalınlığı

vücut kompozisyonunda artma yönündeki değişiklikler:

  • vücut yağ oranı (75 yaş üzerinde azalır)
  • prostat, akciğer ve kalp kütlesi. 

Yaşlılık dönemindeki psikolojik değişiklikler

Bilişsel yaşlanma olgusu kazançlar, kayıplar ve korunan işlevlerin tanımlanmasını gerektirir. Yaşlılıkta meydana gelen kazançları ve kayıpları ayırt ederken akıcı zeka ve kristalize zeka sınıflaması sıklıkla kullanılmaktadır. Yaşlılıkta akıcı zekada yavaşlama, kristalize zekada korunma olmaktadır. Yaşlılığa bağlı bellek, algı ve dikkat azalmaları fizyolojik değişimin bir sürecidir. Ancak olay ağır bilişsel bozukluk olan demans (bunama) haline dönüşünce patolojik bir durum oluşur. Demans oluşumunu açıklayan pek çok teori olmasına karşın demansın bu gün için kesin nedeni bilinmemektedir.

yaslilikYaşlılıkta çevredeki değişimlere tepki verme kapasitesi azalır. Daha genç bireyler çevredeki değişime hemen uyum sağlayabilirken, yaşlılar uyum sağlama zorluğu ve hatta bu durumda akut stres bozukluğu çekebilirler.

Yaşlılığın sosyal boyutu,yaşlılığın sosyolojisi

Gerontoloji bilimi toplumsal yaşlanmayı sosyolojik yöntemler ile inceleyen bilim dalıdır. Gerontoloji yaşlanma ve yaşlılığı ayrı ayrı değerlendirmektedir. Buna göre yaşlanma bir süreç yaşlılık ise sürecin sonundaki sonuçtur.

Sosyal yaşamın en önemli koşullarından biri diğer kişiler ile yüz yüze iletişim kurmaktır. Bu diğer kişiler aile bireyleri, arkadaşlar, komşular olabilir. Bu yüz yüze iletişim kurulan ortamlar sosyal ihtiyaçların karşılandığı sıcak ve güvenilir ortamlardır. Yaşlılıkta sosyal ilişkilerin canlı tutulup geliştirildiği ortamlar yaşlının varlığını anlamlı kılan-bir işe yaradığını hissetmesini sağlayan ortamlar ve/veya hobiler ile uğraştığı ortamlardır. Böylece yaşlı daha kaliteli bir yaşam sürme olanağını yakalamış olacaktır.

Sosyal ilişkilerin geliştirildiği yaşamı daha anlamlı kılacak durumlar:

  • Aile ortamı içinde yaşamak
  • Arkadaş veya komşular ile yakın ilişkiler içinde olmak
  • Torun bakmak
  • Toplumsal sorumluluk taşıyan gönüllü işlerde çalışmak 

Kişinin yaşlılık döneminde eğer çalışıyorsa emeklilikte zamanını nasıl geçireceğini hobilerinin neler olacağını önceden planlaması kaliteli yaşlılık dönemini de beraberinde getirecektir.

Aktif yaşlanma 

Aktif yaşlanmanın gerçekleşebilmesi için kabul edilmesi gereken  ilkeler:

  • Kronikhastalıklar, engellilikgibisağlıksorunlarınıönlemeya da azaltmayönündealınacaktedbirlerinformüleedilmesi
  • Birkişinindoğduğuandanitibarentecrübeedeceğiyaşamınkalitesininartırılmasınınsağlanması.
  • Güvenlivesağlıklısosyalvefizikselçevreselortamınyaratılması
  • Fizikselaktiviteninartırılmasınınsağlanması
  • Toplumsaldesteksistemlerininartırılmasıdır.

Yaşlanmanın Sağlık Boyutu 

Yaşlılık dönemindeki sağlık ile ilgili yaşanacak değişimlerin bilinmesi ve gerekli önlemlerin alınması değişimin sağlık sorununa dönüşmesini veya ortaya çıkan sağlık sorununun derinleşmesini önler.

Yaşlılıkta sağlık sorunları ortaya çıkmadan alınacak korunma önlemleri:

  • Yaşlıların yalnızlıktan korunması
  • Yaşlılara fizik aktivite ve egzersiz programı verilmesi
  • Beslenmenin düzenlenmesi (yüksek kaliteli protein içeren, sebze ve meyveden zengin ve günlük aktiviteye uygun kaloride beslenme)
  • Kazalardan korunma: Ev kazaları sıklığı yaşlılarda yüksektir. Ev içinde kazaları önlemeye yönelik yapılacak düzenlemeler önemlidir.
  • İlaç kullanımı: Yaşlılık döneminde kronik hastalıkların diğer yaş dönemlerine göre daha sık olarak görülmesi ilaç pek çok ilacın aynı anda kullanılmasını gerektirmektedir. Bu durumda hekimlerin ilaçları yazarken ve nasıl kullanılacağını anlatırken yaşlılar için akılcı ilaç uygulamalarını hatırlamaları gerekmektedir.
  • Sigara ve alkolden uzak durma
  • Zihinsel aktiviteyi arttırıcı uygulamalar
  • Sosyal aktivitelere devam etme olarak sayılabilir. 

Yaşlılık döneminde hipertansiyon, depresyon, prostat veya meme kanseri gibi kronik hastalıkların tümü için erken tanı testlerinin kullanılması ve belli aralıklar ile kişilerin incelenmesi çok önemlidir.

Hastalıklar oluştuktan sonra tedaviye rağmen hastalıklara bağlı komplikasyonlar oluşmuş olabilir. Her türlü fiziksel, ruhsal, çevresel, ekonomik rehabilitason hizmetlerine bu dönem de ihtiyaç duyulabilir.

Sağlıklı Yaşlanma Önerileri

Sağlıklı yaşlanmada en önemli unsurlardan biri egzersiz yapmaktır. Egzersiz yapmadan önce yaşlının mutlaka doktoru ile iletişime geçmesi ve egzersiz türü ve süresi konusunda onay alması gerekmektedir.

Hafif Şiddetli Egzersizler

  • Yürüme
  • Bisiklete binme
  • Bahçe işleri
  • Dans
  • Balık Tutma
  • Hafif ev işleri
  • Su içi hafif aktiviteler 

Orta Şiddetli Egzersizler

  • Tempoluyürüme
  • Yüzme
  • Ayaktabalıktutma
  • Tenis
  • Bahçeişleri
  • Ağır ev işleri 

Yüksek Şiddetli Egzersizler

  • AğırlıklaYürüme
  • Eğimlizeminlerde , yokuşyukarıyürüme
  • Bisiklet
  • Koşma
  • Voleybol
  • Su içinde dirençli egzersizler 

Bu programlar, geriatri hekimi,diğer uzman hekimler, fizyoterapistler, ergoterapistler, hemşireler, sosyal hizmet uzmanları, ev ekonomistleri gibi pek çok disiplinin yaşlı kişi ve ailesi ile birlikte çözüm üretmesi ile gerçekleşir. Burada yaşlı kişinin yaşam tercihleri dikkate alınarak olası problemlere çözüm önerileri geliştirilir.

Yaşlılarda meşguliyet terapisi yaşam kalitesini arttırıcı aktivitelerdendir. Yaşlı kişinin kognitif düzeyini geliştirici hafıza oyunları, bilmece çözmek, boz yap, aktivite kartları ile çalışmak yararlı olur.

Yaşlılıkta beslenme

Yeterli ve dengeli beslenme, yaşamın her döneminde sağlıklı yaşamın temelini oluşturur. Beslenmeye gereken önemin verilmemesi, yanlış beslenme alışkanlıkları ve beslenme bilgisindeki eksiklikler ileri yaşlarda birçok sağlık sorununun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.Yaşlının beslenmesini olumsuz etkileyen etmenler:

  • yaşlının tek başına yaşaması
  • yiyecek alışverişi ve yiyecek hazırlamayı zorlaştırıcı fiziksel engelinin bulunması
  • çiğneme ve dişlerle ilgili sorunlar
  • iştahının azalması
  • besinlerin emilimi ile ilgili değişiklikler
  • ilaçların, besinler ve besinlerin emilimi ile etkileşmesi
  • depresyon ve mental sorunlar
  • yeterli beslenmesini sağlayacak ekonomik durumunun bozuk olmasıdır.

Yaşlılardaenerjivebesinöğelerigereksinimleri:

  • atrofikgastirit nedeniyle proksimal incebarsakta PH yükselir ve bakteriler çoğalır. Folat. B12. Fe. Ca. Cu. Zn ve protein biyoyararlığı azalabilir
  • enerji alımı ve kullanımı azalır. Kullanımın azalması yağ dokusunun artışına neden olur, Beden Kitle İndeksi (BKI)(ağırlık[kg] / boy[m2]) 20-25 arasında olması gerekirken yükselir. BKI’nin 30’un üzerindeolmasısağlıkriskleriniarttırır. Bu durumda günlük alınan enerji kısıtlanmalı ancak 800-1000 Kkal/gün’ün altına düşürülmemelidir.
  • Protein alımı değiştirilmemeli 0.8 gr/kg/gün olan erişkin gereksinimi kg başına günlük 1gr’a çıkartılabilir. Günlük enerjinin % 12-15’i proteinlerden sağlanmalıdır.
  • günlükenerjinin % 25-30’u yağlardankarşılanmalıdır. Günlükdiyettekolesterolmiktarı 300 mg’ıaşmamalıdır.
  • günlükenerjimiktarının % 55-60’ı karbonhidratlardansağlanmalıdır
  • diyettekiçözünürposaolarakifadeedilenkurubaklagiller, meyve, sebzeveyulafkepeğiarttırılmalıvegünlükolarak en az 25-30 gram alınmalıdır.
  • yaşlılarda susama duyusundaki azalma, mesane kontrolünün azalması, sıcak havalarda sıvı kayıpları, ateş, enfeksiyon ve sıvı kısıtlaması gibi nedenler ile konstipasyon ve böbrek taşları oluşabilir. Yaşlıların da genç erişkinler gibi günde 8 bardak sıvı almaları önerilir (1 ml/kkalveya 30-35 ml/kg)
  • Yaşlılarda D vitamini eksikliği olabilir, güneşten olabildiğince yararlanmaları sağlanmalıdır. B6 vitamini alımı önerilebilir. Erişkinlerdeki (erkekleriçin 2.0 mg/gün, kadınlarda1.6 mg/gün) günlükalım % 15 arttırılmalıdır. B12 emilimiazalır, B12 alımıgünlük 3 mcg’açıkartılmalıdır.

Yaşlılarda beslenme durumunun değerlendirilmesinde;

  • diyetöyküsü
  • boy, kiloölçümleri
  • biyokimyasaltestler
  • klinikgözlemlerkullanılır.

Yaşlılar için beslenme önerileri;

  • diyet enerjisi BKI’ni 20-25 düzeyinde tutacak şekilde ayarlanmalıdır
  • enerjinin % 55-60’ı saf şeker dışındaki karbonhidratlardan sağlanmalıdır
  • enerjinin % 25-30’u yağlardan sağlanmalıdır (doymuş, tekli doymamış, çoklu doymamış yağ asitleri 1:1:1 olmalıdır)
  • enerjinin % 12-15’i proteinlerden sağlanmalıdır
  • günde en az 8 bardak sıvı alınmalıdır
  • günde 5-6 gr’dan fazla tuz alınmamalıdır
  • yeterli diyet posası (25-30 gr/gün) alınmalıdır
  • diyet kolesterolü 300 mg/gün veya daha az olmalıdır
  • öğün sayısı arttırılmalıdır ( 3 ana, 2-3 ara öğün şeklinde)
  • besinleri hazırlama ve pişirme yöntemi besin kayıplarını önleyecek şekilde düzenlenmelidir. Kızartmalardan kaçınılmalıdır
  • her öğünde ve her gün 4 besin grubundan besin tüketilmelidir. 

Yaşlılık ve ilaç tedavisi

Yaşlılık döneminde vücuttaki hücrelerde ve sistemlerin fonksiyonlarındaki değişim, hastalıklarda artış ve buna bağlı olarak fazla sayıda ilaç kullanma durumları ilaç kullanımına özen gösterilmesini gerektirmektedir.

Yaşlılarda çoklu ilaç kullanımına zemin yaratan faktörler:

  • Hastanın farklı doktorlara giderek çok sayıda reçete alması,
  • reçetelere çok sayıda ilaç yazılması,
  • doktorların fazla sayıda ilaç yazmaya eğilimli olmaları,
  • hastaların fazla ilaç beklentileri,
  • yaşlılarda tanıdan ziyade semptoma yönelik olarak ilaç kullanılması,
  • doktorların eski ilacı kesip yeni ilaca başlama eğilimi,
  • hastanın veya doktorun tercihi olarak kullanılan ilaçların otomatik olarak tekrar yazılması,
  • çok sayıda reçetesiz ilaç satılması,
  • yaşlı hastaların aile bireylerinden veya çevreden ilaç alarak kullanma eğilimi olarak sıralanabilir. 

Yaşlılıkta akılcı ilaç kullanımı ile ilgili temel kurallar şunlardır:

  • Yaşlı hastaya ilaç önerilirken tedavi bireyselleştirilmeli; hastaya en uygun ilaç seçilmelidir.
  • Tedaviye başlamadan önce bir tanı konmuş olmalıdır; semptomlar için ilaç önerilmemelidir.
  • Tıbbi sorunlar olanaklar elverdiğince ilaçsız olarak tedavi edilmeye çalışılmalıdır.
  • Başka doktorlar tarafından ilaç yazılıp yazılmadığı sorulup araştırılmalıdır.
  • İlaca mümkün olan en düşük dozda başlanmalıdır.
  • Eğer gerekiyorsa ilacın dozu kontrollü olarak artırılmalıdır.
  • Sakinleştirici özelliği olan ilaçlar kişinin günlük yaşamındaki faaliyetlerini etkileyebileceği için dikkatle önerilmeli ve kullanılmalıdır.
  • Doz ayarlaması dikkatle yapılmalıdır.
  • Yan etkisi olabilecek ilaçlar mümkün olduğunca kısa sürede kullanılıp, kesilmelidir.
  • Hastanın tedaviye uyumunu artırmak için kullanım takvimi hazırlanmalı, ilaç kutuları belirgin olarak etiketlenmelidir.
  • Tedavidüzenliolarakgözdengeçirilmelivegereksizilaçlartedavidençıkarılmalı, tekrartekrarreçeteyeyazılmamalıdır.
  • Tedavi planı mümkün olduğunca basitleştirilmelidir. 

İlaç tedavisini sadeleştirme ve hastanın tedaviye uyumunu arttırma:

  • Sık aralıklar ilaç kullanımından sakınılmalıdır, tek veya iki doz şeklinde kullanımlar tercih edilmelidir.
  • Mümkünse sıvı ilaç formları tercih edilmelidir.
  • İlaç kutuları hastaların anlayacağı şekilde etiketlenmelidir.
  • Kapakları kolay açılan ilaçlar tercih edilmelidir.
  • Hasta ve yakınlarına ilaç hakkında-tercihan yazılı- anlaşılır bilgi verilmelidir.
  • İlaç kullanım nedenleri ayrıntılı anlatılmalıdır
  • İlaç takvimi kullanımı önerilmelidir.
  • Kullanılmamış ve artan ilaçların hastanın elinde kalmaması sağlanmalıdır.
  • Hasta düzenli kontrole çağrılmalıdır.
  • Gereksiz ilaçlar tedaviden çıkarılmalıdır.
  • İlaçların yeni sorunlar çıkartabileceği unutulmamalıdır. 

Yaşlılara verilen sağlık hizmetlerinin temel ilkeleri:

  • koruyucu sağlık hizmetlerine önem ve öncelik verilmelidir
  • yaşlılar hizmetlere erişebilmelidir
  • sağlık ve sosyal hizmetler birlikte ele alınmalıdır
  • yaşlılara verilen sağlık hizmetleri genel sağlık hizmetlerinin bir parçası olmalıdır
  • hizmetler sürekli olmalıdır
  • hizmetlerin temel amacı, yaşlıların kendi evlerinde, olabildiğince uzun, başkalarına bağımlı olmadan, rahat ve huzurlu yaşamalarını sağlamak olmalıdır
  • bakım gereksinimi olan yaşlılara alternatif yerleşim olanakları sağlanmalıdır
  • fiziksel veya mental hastalık nedeniyle gereksinimi olanlara uygun hastane koşulları sağlanmalıdır.

 

Sağlık hizmetlerinin tümünde olduğu gibi yaşlılara götürülen sağlık hizmetlerinde de risk yaklaşımı ilkelerine uyulmalıdır. Buna göre riskli olanlara sağlık hizmeti öncelikle götürülmelidir. Buna göre yaşlılık dönemindeki riskli gruplar;

  • çok yaşlı grup (80 ve üzeri)
  • yalnız yaşayanlar
  • huzurevinde yaşayanlar
  • izole edilmiş olanlar
  • çocuksuz yaşlılar
  • kronik hastalığı olanlar
  • günlük aktivitesini yerine getirme güçlüğü olanlar
  • sosyal kurumlardan destek almayanlar

 

Yaşlıların diğer yaş gruplarından farklı sağlık gereksinimleri vardır. Bu nedenle yaşlılara yönelik oluşturulacak sağlık programları da farklı olacaktır. Bu sağlık programları;

  • yaşlıların yalnızlıktan korunması
  • fizik aktivite ve egzersiz
  • beslenmenin düzeltilmesi ve mevcut kronik hastalıklara bağlı olarak yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması
  • ağız ve diş sağlığı
  • kişisel bakım ve temizlik sağlanması (bu aktiviteleri yerine getiremeyen veya inkontinansı olanlarda daha da önemlidir)
  • aşılama programları uygulanmalıdır (influenza, pnömokok ve hepatit B aşıları)
  • kazalardan korunma
  • erken tanı (hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kronik akciğer hsatalığı, diyabet, kanser, osteoporoz, depresyon gibi yaşlılarda sık görülen hastalıklar için periyodik kontrollerin yapılması)
  • nörolojik sorunların kontrolü
  • ruhsal-psikiyatrik hastalık kontrolü 

Yaşlılara verilen sağlık ve sosyal hizmetler içinde devlete, aile-yakın çevreye ve sivil toplum kuruluşlarına düşen roller vardır.

Devletin rolü ve sorumlulukları;

  • demografik ve yaşamsal verilerin toplanması
  • yaşlılara yönelik araştırmaların teşvik edilmesi
  • yaşlı gereksinimleri belirlemek
  • yaşlılara yönelik hizmetleri planlama
  • hizmetlerin uygulanmasını teşvik etmek
  • hizmetlerin uygulanabilmesi için gerekli finansları sağlamak
  • özel bakım kuruluşlarının standartlarını belirlemek ve uygunluğunu denetlemek
  • yaşlı sağlığı hizmetlerini verecekleri eğitmek
  • yaşlıların hizmete ulaşmalarını sağlamak 

Ailelerin ve yakın çevredekilerin rolü ve sorumlukları:

  • yaşlının kendi ailesinin yanında veya kendi evinde yaşaması ve bakımının sağlanması “evde bakım” olarak ifade edilmekte yaşlının psikolojik ve sosyal yönden desteklenmesini ve bakım hizmetleri için maliyetin düşürülmesini sağlamaktadır. Yaşlının akut hastalık belirtileri düzeltildikten sonra eve çıkartılması ve tedavisinin evde sürdürülmesi evde bakım hizmetleri içindedir. Bakımı veren kişilerin periyodik ev ziyaretleri sırasında ziyareti yapanlar tarafından ihtiyaçları olan konuda bilgilendirilmesi-eğitilmesi ve desteklenmesi önerilmektedir. Ayrıca yaşlının da periyodik kontrollerinin mümkünse evde yapılması ihtiyaç halinde bir sağlık kuruluşuna ve durumunun gerektirdiği bir merkeze gönderilmesi önerilmektedir. 

Sivil toplum kuruluşlarının rolü ve sorumlukları:

  • sivil toplum kuruluşlarının yaşlılara verilen sağlık ve sosyal hizmetlerdeki rolleri büyüktür. Bu kuruluşlar ücret almaksızın gönüllü olarak hizmet verecek bireylerin yetiştirilmesi ve hizmetin organizasyonunda da görev alabilirler. 

Yaşlılara yönelik hizmetler dört ana başlıkta incelebilir;

  • barınmaya ilişkin hizmetler
  • gündüz bakımı ve destek hizmetleri
  • boş zaman değerlendirilmesine yönelik faaliyetler
  • çalışma yaşamı ve ekonomik sorunlara ilişkin hizmetler 

Yaşlının bedensel, ruhsal ve sosyal sağlığını destekleyen hizmetler aşağıda sıralanmıştır.

  • Gönüllüler tarafından organize edilen mobil yemek servisleri
  • Ücretsiz ulaşım hizmetleri
  • Herhangi bir konuda bilgi verme ve danışma servisi
  • Yaşlı ziyaretleri ve onlar ile paylaşımda bulunma hizmetleri
  • Her gün yaşlının evini arayarak hatır sorma ve kısa sohbetler yapmak
  • Yaşlının evde bakımını sağlamak
  • Yaşlılık merkezi ve kulüpler ile yaşlının hoş vakit geçirmelerini sağlamak
  • Sadece yaşlıların oturdukları yaşlı apartmanları
  • Yaşlılara yönelik eğitim, öğretim ve boş vakitleri değerlendirme etkinlikleri
  • Gündüz hastaneleri: Sabah yaşlının hastaneye, akşamda evine bırakıldığı hastanelerdir. Tedavi, bakım, koruma hastaneleridir. Eğlence imkanları da sağlanmaktadır. Uğraşı tedavisi uygulanır.
  • Son yardım hastaneleri: Tedavi yapılmayan yaşlıların huzurlu zaman geçirmeleri için düzenlenmiş hastanelerdir.
  • Koruyucu büyükannelik ve büyükbabalık programı.
  • Yaşlıların birbirlerine arkadaşlık etmesi ile birbirlerini destekledikleri aktivitelerdir.
%d blogcu bunu beğendi: